
Hrant katledileli üç yıl oldu.
Arkadaşları, dostları, yoldaşları, sevenleri, Hrant’ın kahpece arkadan vurulup düştüğü kaldırımda, Agos Gazetesi önünde onu andılar. Yoğun kar yağışına aldırmadan binlerce kişi Agos Gazetesi önünde toplandı. Hep bir ağızdan “Katil devlet hesap verecek!” sloganını haykırdılar.
3 yıldır süren mahkeme de bir arpa boyu yol alınamadı. Katiller Hrant’ın ailesi ile dalga geçme cüretini gösterirken, mahkeme kimi gerçekleri görmezden gelmeye devam ediyor. Arat Dink’in konuşmasında vurguladığı gibi “bu ülkenin adaletine” güvenmiyoruz. O adalet işçilerin, emekçilerin adaleti değil! O adalet burjuvazinin, egemenlerin adaleti. Bu adaletten gerçekleri, Hrant’ın katledilmesinin aydınlatılmasını beklemek saflık değilse, aptallıktır!
Hrant’sız geçen üç yılda, ortaya çıkan gerçekler katilin ve suçlunun kim olduğunu açıkça gösteriyor. Katil ve suçlu faşist devlettir!
Anmada Hrant’ın arkadaşları adına konuşmayı yönetmen Sırrı Süreyya Önder yaptı. Önder, “Bu zalimler sofrasında yere düşen Dink değil, izzetimiz, namusumuz ve şerefimizdir. Madem katilleri tanıyoruz, gün katilleri teşhis etme günüdür. Aslında güvercin kasapları diyebiliriz onlara” dedi
Hrant’ın sevgili eşi Rakel Dink kısa bir konuşma yaptı. Anmaya gelen herkese teşekkür etti. Arat Dink ilk defa bu anmada konuştu. Haklı olarak “Bu ülkenin adaletine güvenmiyorum” diyen Arat Dink, şunları söyledi: “Bu ülkede insan babasına ağlayamıyor. Bu üç yılın sonunda neredeyiz? Üç yıl önce babama ağlarken, hayatımın en kötü gününde öfke içindeyken, siz şaşkınlığı eklediniz ona. Üç yıl sonra neredeyiz? Çünkü bu ülkenin adaletine güvenmiyorum. Üç yıl önce sizin sayenizde içime umut doğdu. Sizinle birlikte babamın üç yılının hesabını soracağımızı ümit ediyorum. Geçen yıl basında en fazla yer alan, mahkemede bu üç çocuğun ailemizle alay edişiydi. Üç yıl önce onlar babamı öldürürken yalnız mıydı? Babam öldürülmeden üç gün önce bir yazı yazdı. Dedi ki; ‘Bu ülkenin valiliğine çağrıldım, haddim bildirilmeye çalışıldı ve yanında iki istihbaratçıyla.’ Mahkeme valiliğe sordu; ‘Bu iki kişi kimdir?’ Valilik bir buçuk sayfa masal anlattı. Mahkemeyle dalga geçmedi mi? Biz şahitlik ettik, kendisi yazıyordu, bizi tehdit ediyorlar, tehdit ettiler’ diye. Çünkü devlet kırıp dökenleri yönetiyor ama sizi yönetemiyor. Korkuyor, korktu. Kafes Planı diye bir plan çıktı ortaya. Orada ‘Hrant Dink operasyonu’ diyor. Bütün ülke biliyor bunu, bütün medya yazdı mı bunu? Babamın dilinde tüy bitti bir Yargıtay kararını anlatmaktan. 1915’te soykırımla ilgili bir kitabın yayınında, Yargıtay 'Sakıncalıdır' diye bir karar aldı. ‘Kışkırtılacak sayıda Ermeni kalmadı’ diye. Biz bu ülkede yüzde 20'ydik, bugün binde bir bile değiliz. Yüz yıl önce avdık şimdi yem olmuşuz, yem.”
Anmada, “Faşizme inat, kardeşimsin Hrant!, Kürt, Türk, Ermeni, yaşasın halkların kardeşliği!, Faşizme karşı omuz omuza!, Hrant için, adalet için”, Hrant’ın katili Ergenekon devleti!, Gün gelecek, devran dönecek, katil devlet hesap verecek! vb. sloganları atıldı.
Arat Dink’in konuşmasının ardından anma bitirildi. Dağılan kitle Taksim’e doğru yürüyüşe geçti. Taksim Meydanı’na kadar yüründü.
20 Ocak 2010
