O “Kağıt parçası” bulundu!
12 Haziran’da Taraf Gazetesinde “AKP’yi ve Gülen’i Bitirme Planı” başlığı altında yayınlanan “İrticayla Mücadele Eylem Planı” belgesi ortalığı karıştırmıştı.
Gelişmelerin gösterdiği gibi Deniz Kurmay Albay Çiçek imzalı, “gizli” ibareli “İrticayla Mücadele Eylem Planı”, Genelkurmay’da emir-komuta zinciri içinde hazırlanmıştı.
Orduya toz kondurmayanlar, postal yalayıcıları belgenin sahte olduğunu ve TSK’yı yıpratmak için hazırlanmış bir belge olduğu tezini işlediler.
Genelkurmay Askeri Savcılığı kısa süre içinde yaptığı çok derin (!!) ve “çok yönlü” araştırma sonrası “kovuşturmaya yer olmadığı” kararını verdi.
Askeri Savcılığın kararı açıklandıktan iki gün sonra, 26 Haziran’da ise Genelkurmay Başkanı, yanına TSK’nin tüm yönetim kademesini, Kuvvet Komutanlarını, Jandarma Genel Komutanını, Genel Kurmay ikinci başkanını ve 30’a yakın generali de alarak Genel Kurmay Başkanlığı salonunda yaptığı basın toplantısında esmiş-gürlemişti.
Genelkurmay Başkanı basın toplantısında, Genel Kurmay’da görevli bir albayın -Dursun Çiçek- imzasını taşıyan ve andaki hükümeti yıpratma ve yıkma planı olan bir belgeyi önemsizleştirip, adeta hiçbir değeri olmayan ve Türkiye’yi boş yere uğraştırıp, oyalayan bir kağıt parçası olarak değerlendirip, hiçleştirmişti.
“Bu durumda, bugün biz bu kağıt parçasının birileri tarafından TSK’yı yıpratma ve karalama amacıyla hazırlandığını değerlendirmekteyiz.” tavrını takınan Başbuğ; “Bu kağıt parçası kimler tarafından ne amaçla hazırlandı? Bunu bulun!” diyerek savcılara emir vermişti.
Sahte olduğu iddia edilen, TSK’yı yıpratma ve karalama amacıyla hazırlandığı söylenilen “kağıt parçası”nın gerçek olduğu ortaya çıktı.
26 Ekim Pazartesi günü Taraf gazetesinde, altında Albay Dursun Çicek’in imzası bulunan “İrticayla Mücadele Eylem Planı” belgesinin orijinalini bir ihbar mektubuyla Ergenekon savcılarına gönderen ismi açıklanmayan subayın ihbar mektubu yayınlandı. Subay mektubunda belge Taraf Gazetesinde yayınlandıktan sonra Genelkurmay’da yapılan temizlik çalışmasını ayrıntılarıyla anlatıyor:
“Sayın Savcım, ‘İrticayla Mücadele Eylem Planı’ basında yer alır almaz, erken davranarak söz konusu evrakın aslını gizlice dosyalandığı klasörden aldım. Belgenin aslının yerinde olmadığı anlaşılınca önce bir kriz yaşandı. Ancak daha sonra belgenin ele geçmesinden korkan bir cunta mensubu tarafından imha edildiği görüşü benimsendi. Nitekim (Genelkurmay Başkanı) Org. İlker Başbuğ, belge hakkındaki basın açıklamasını aslının imha edildiğine kanaat getirdikten sonra yaptı. ..
Sayın Savcım, İrticayla Mücadele Eylem Planı’nın medyaya yansımasından sonra Genelkurmay Karargâhı’nda yaşanan diğer gelişmeleri özetlemek istiyorum:
1) Genelkurmay Başkanlığı olaydan, söz konusu belgenin medyaya yansıdığı gün sabah saat 04:30 itibarıyla Genelkurmay İletişim Daire Başkanlığı vasıtasıyla haberdar olmuştur.
2) İKK ve Güvenlik Daire Başkanı Tümg. M. Mutlu Arıkan ve beraberindeki bir Bnb. Olayın olduğu sabah olayı incelemek üzere Bilgi Destek Daire Başkanlığı’na geldiklerinde, Bilgi Destek Daire Başkanlığı’nda görevli Alb. Çiçek’in haricindeki diğer iki şube müdürünün mesai başlangıcından önce Dz. P. Kur. Alb. Dursun Çiçek’in şubesinde bilgi ve belge temizliği yaptıklarına şahit olmuşlardır.
3) Aynı gün mesai başlangıcında Alb. Dursun Çiçek’e Tümg. M. Mutlu Arıkan tarafından “Bunu siz mi hazırladınız?” diye sorulmuştur. Alb. Çiçek panik içerisinde inkâr ederek, “Bunu biz yapmadık, bizim dairenin işi değil” deyince, Tümg. Arıkan “Sen onu bırak, ben sana bu şekilde hazırlanan yüzlerce belge gösteririm, sen bana bu belgenin nereden sızdığını söyle!” diyerek tepki göstermiştir.
4) Bu olay anında hiçbir mahkeme kararı alınmamıştır. Hiçbir gözaltı gerçekleşmemiştir ve hiçbir ifadeye başvurulmamıştır. Belgeyi tespite yönelik ciddi hiçbir araştırma yapılmamış, gayri ciddi bir şekilde davranılmıştır.
5) Sivil savcılığın olaya el koyması hususu gündeme gelince, Alb. Çiçek’in bilgisayarı, ilgili şubedeki bütün bilgisayarlar ve ilgili server (ana bilgisayar) dahil her şey alınmıştır. Alınan tüm bilgisayarlar özel programlarla 35 kez geri getirilemeyecek şekilde silinmiştir. Bu işlemler 19-20-21 Haziran 2009 tarihlerinde cuma, cumartesi ve pazar günü gizli bir şekilde gerçekleştirilmiştir. Silinen bilgisayarların Genelkurmay MEBS Başkanlığı’nda kayıtlı numaraları: 41440, 34218, 24187, 20245, 24159, 27861, 34331, 24251, 24040, 38534, 29595, 24551, 29653, 24532, 39198, 13924, 13920, 16118, 16110, 539337, 121561, 224259, 321609, 421624, 41510, 29816, 24045, 34359, 41520, 24362, 41401, 24749, 38537, 24242’dir. Bilgisayarlar ve hard diskleri savcılığa tüm temizleme işlemlerinden geçirildikten sonra gönderilmiştir. Daha sonra bu bilgisayarlar başka birimlere kaydırılmıştır.
6) Alb. Çiçek’in ve ilgili şubenin bilgisayarlarını inceleme ve temizleme işleminde Genelkurmay MEBS Muharebe Elektronik Bilgi Sistemleri Okulu) Başkanlığı’nda görevli Ütğm. Fatih Karacaer ve Deniz Kuvvetleri MEBS Başkanlığı’nda görevli Ütğm. Berrin Şahin (Gnkur. As. Sav. Yrd. As. Hak. Yzb. Volkan Şahin’in eşi) görev almıştır.
7) Alb. Çiçek’in evinin aranma işlemi belgenin basında yer almasından beş gün sonra göstermelik bir şekilde gerçekleştirilmiştir. Genelkurmay Askeri Savcı Yardımcısı As. Hak. Yzb. İ. Volkan Şahin aramaya ciddiyet kazandırmak için evde tam 5-6 saat vakit harcamış, hiçbir arama yapmamış ve bir şey bulmadan dönmüştür. Yavuz hırsız misali sayın Askeri Savcımız, Bilgi Destek Daire Başkanlığı’na geldiğinde “Biz personelimizi böyle koruruz” diyerek tavrını açık bir şekilde ortaya koymuştur.
8) Aynı şekilde Genelkurmay Karargâhı’ndaki tüm kâğıt imha makineleri bir araya toplanarak, hukuki açıdan sıkıntı oluşturacak 40 torbaya yakın evrak (kâğıt parçaları) bu makinelerde kırpılarak ve akabinde yakılarak deliller yok edilmiştir. Bahse konu işlemlerde görev alan erbaş ve erler de dahil olmak üzere tüm personel uygun(!) bir şekilde uyarılmışlardır. Evrak imhasında görev alan erbaş ve erlere ait isim listesi EK-Ç’de sunulmuştur.
9) Alb. Dursun Çiçek ve ekibinin hazırladığı ‘İrticayla Mücadele Eylem Planı’ belgesinin TSK’ya ait olmadığını raporlamak ve belgenin yazım teknikleri açısından sahte olduğunu ispata yönelik; Bilgi Destek Harekâtı ve Gayri Nizami Harp Teknikleri hakkında deneyimli, akademik eğitim ve karar tecrübesine sahip bir personelin başkanlığında bilirkişi heyeti oluşturulmuş ve kamuoyunun, belgenin sahte olduğunu algılamasına yönelik, göstermelik bir rapor hazırlanmıştır. Ancak gerçek, bilirkişi heyetinin dediği gibi değildir. Gnkur. İsth. Bşk.lığı’nda olduğu gibi Gnkur. Bilgi Destek Daire Başkanlığı’ndaki mevcut uygulamada; özel içeriği bulunan evrakların (hükümet, irtica, şahıslar, STÖ vb. hukuki açıdan sıkıntılı evraklar) üzerinde TSK’ya ait olduğunu gösterir hiçbir ibare bulunmaz;
a. Değişik yazı fontları ve puntoları kullanılır,
b. Kapak yazısı ile eki bir araya getirildiğinde kapakla ekin birbirinin devamı olduğunu gösterir hiçbir ifade bulunmaz.
c. Özel içerikli eklerin üzerine gizlilik derecesi, imza bloğu, kontrol-güvenlik numarası, evrak numarası gibi TSK’ya ait ibareler yer almaz. (Gnkur. Bşk.lığı’nın MİT ve EGM’den (Emniyet Genel Müdürlüğü) şahıslar (sivil) hakkında yapılan yazışmalarda bu görülebilmektedir.
ç. Bilgi notları saklanırken kapağı ayrı bir yerde, bilgi notu ayrı bir yerde saklanır. Böylece bilgi notu TSK’ya ait olmayan bir yazıymış gibi görülebilmektedir.
d. Bilgi notunun hangi kapağa ait olduğunun belirlenmesi ise tarih, saat grubu, bilgi notu ve kapağına aynı numaranın verilmesi gibi yöntemlerle yapılmaktadır.
e. Buradan da anlaşılıyor ki andıç, eylem planı, bilgi notu gibi çalışmalarda herkes kendine göre bir usul ve tarz belirleyebiliyor.
10) İrticayla Mücadele Eylem Planı’nın sızmasından hemen sonra, benzer belgelerin sızmasını önlemek üzere, özellikle Alb. Dursun Çiçek’in (E.) Org. Hurşit Tolon’a gönderdiği iletinin basında yer almasını müteakip, bilgi güvenliği konusunda Gnkur. II’inci Bşk. Org. Hasan Iğsız imzasıyla Gnkur. Bşk.lığı’nın 24 Haziran 2009 tarihli, İSTH: 2240-57172-09/İKK ve Güv. D. Bil. Güv. Ş. Sayılı ve ‘Bilgi Güvenliği Tedbirleri’ konulu bir emir yayımlanmıştır. Bu emirde;
a. Evraklara güvenlik kontrol numaraları üç defa basılacak. Birincisi konu ve evrak numarasına gelecek, ikincisi metne, üçüncüsü ise imza blogu ve imza üzerine gelecek şekilde olacak,
b. Bilgisayar ortamındaki yazışmalarda kesinlikle yazı bittikten sonra arz ederim, ad soyad, görev gibi ifadeler olmayacak,
c. Hiçbir evrakta ıslak imza taranarak bilgisayara yüklenmeyecek, elektronik imzalı olarak gönderilecek,
ç. İnternette elektronik postalarda isim kullanılmayacak,
d. Karargâhlardaki internet bilgisayarları ve dizüstü bilgisayarlar sınırlandırılacak gibi ifadeler yer almıştır.
Bu emirden de anlaşılıyor ki, bu belgenin ortaya çıkması TSK’yı çok zor durumda bırakmış bu tür olayların tekerrür etmemesi için gerekli önlemlerin alınması istenmiştir.
Sayın Savcım, beni bu çalışmaya sevk eden gerekçe Alb. Çiçek ve ekibinin hazırladığı ‘İrticayla Mücadele Eylem Planı’nın ele geçirilmesi ile başlayan süreçte Genelkurmay’ın, ‘belgenin TSK’yı yıpratmak adına hazırlanmış olduğu’ ön kabulü ile belgenin sahteliğini ispatlama çabaları olmuştur.
Burada onur kırıcı olan şey sayın Genelkurmay Başkanımızın medyanın karşısına çıkıp kamuoyunda kafaları karıştıran hususlara cevap vermekten ziyade kendini savunma refleksiyle ‘belgenin aslını bulabilecek’ olmasına rağmen alaycı bir üslupla “Bu bir kâğıt parçasıdır” demesidir. Ayrıca yargıyı hiçe sayarak ve emir verici bir tavırla, “Bu belgenin gerçekliğini değil, kimin yaptığının bulunmasını istiyorum” ifadesidir.” (26 Ekim 2009, Taraf Gazetesi)
Gerçek anlamda burjuva demokratik bir ülkede bunların olması halinde ertesi gün, belgeyi hazırlayanlar, imha edenler, parlamentoda çoğunluğu oluşturan bir partinin kurduğu hükümeti darbe ile devirmeye çalışanlar, cunta faaliyeti içinde yer alanlar vb. kapı önüne konulurdu. Ama burası Türkiye! Türkiye’de ordu siyasetin en önemli ve evet belirleyici aktörüdür. Genelkurmay başkanı devletin gerçek başıdır!
TSK emir komuta zinciri içinde gerçekleştirilen “klasik” ve “post modern” darbeler konusunda olduğu gibi, emir komuta zinciri dışında kendilerine misyon yükleyen tek tek subay ve subay gruplarının hazırladığı darbe planları ve girişimleri konusunda da oldukça “zengin” deneyimlere sahiptir.
Darbe geleneğine sahip, siyasetin en önemli aktörü, devletin gerçek sahibi olan orduya dokunmak bugün ki güçler dengesinde mümkün görünmüyor. Bu nedenle Askeri Savcılığın açtığı soruşturma –daha önceki soruşturmada olduğu gibi- “kovuşturmaya gerek olmadığı” –aksi de mümkün değil- kararı ile sonuçlanacaktır.
Genelkurmay Başkanı Org. İlker Başbuğ, “belgenin aslı çıkarsa gereği yapılır” demişti. Gereğinin yapılıp yapılmayacağını birlikte göreceğiz.
27 Ekim 2009 ✓
