Kadınların dörtte biri
koca dayağını savunuyor!

26 Ekim 2009 tarihli Radikal gazetesinde kadınlara yönelik şiddet ile ilgili bir araştırma haberi yayınlandı. Hacettepe Üniversitesi Nüfus Etütleri Enstitüsü, Türkiye Nüfus ve Sağlık Araştırması 2008 (TNSA -2008) sonuçlarına göre Türkiye’deki kadınların dörtte biri, kocaların dayak gerekçelerinden ‘en az birini’ doğru buluyor. Kadınların dayağı hak ettiklerini düşündükleri durumların başında, ‘parayı gereksiz yere harcamak ve çocuk bakımını ihmal etmek.’ geliyor.
10 bin 527 hane halkı ve 15-49 yaşları arasındaki 7 bin 405 evlenmiş kadının katıldığı araştırmada kadınlara doğurganlık ile üreme sağlığına yönelik davranışlarını daha iyi anlamak için, çeşitli konulara ilişkin tutumları soruluyor.
Nüfus Etütleri Enstitüsü’nün beş yıllık aralıklarla düzenli olarak gerçekleştirdiği araştırmaya göre, 2003 yılında yapılan araştırmada 100 kadından 39’u şiddet nedeni olan gerekçelerden en az birini doğru bulurken, 2008 yılında 100 kadından 25’i fiziksel şiddetin nedeni olan gerekçelerden en az birini doğru buluyor. Araştırmada aynı zamanda eğitim düzeyi daha yüksek olan kentlerde veya refah düzeyi daha yüksek ailelerde yaşayan kadınların, fiziksel şiddeti doğru bulma oranının daha düşük olduğu tespit ediliyor. Buna rağmen genel olarak yoksul, emekçi kesimden kadınların kendilerine yönelen erkek şiddetini şu ya da bu gerekçeyle haklı bulmaları, erkek egemen toplumun kadınlar üzerindeki psikolojik tahribatının boyutlarını ortaya koyuyor.
Daha küçük yaşlarda babanın, ağabeyin dayağı ile tanışan kadınların büyüyüp evlendiklerinde de ‘kocandır döver de sever de’ anlayışı beyinlerine yerleştiriliyor.
Araştırmaya katılan kadınların, şiddetin haklı gerekçeleri arasında ‘parayı gereksiz yere harcamak’ ve ‘çocuk bakımını ihmal etmek’i saymaları tesadüf değil. Kendi parasını kazanamayan, ekonomik bağımsızlığı olmayan, ekonomik olarak kocasına bağımlı olan kadınlar çoğu zaman kocaları tarafından taşınması gereken bir yük olarak görülüyor. Her fırsatta bu şekilde aşağılanan kadınlar deyim yerindeyse bir suçluluk psikolojisine sokuluyor. Aksi taktirde kadınların parayı ‘gereksiz yere’ harcadıklarında dayağı hak ettiklerini düşünmeleri anlaşılır değildir. Çocuk bakımının da kadınların işi olarak görüldüğü ve esas olarak kadınların sırtında olduğu bir toplumda yaşıyoruz. Eve para getiren koca, karısından da çocuklarına en iyi şekilde bakmasını talep ediyor. Kadınlar zaten bunu kendi görevleri olarak görüyor ve iyi şekilde yapmaları gerektiğini düşünüyorlar. Bu ‘görevi’ iyi yapmayan kadın, kocanın dayağını hak ettiğini düşünüyor.
Araştırmanın diğer ürpertici sonuçları şöyle: Her beş kadından dördü, kadınların evlendikleri zaman bakire olmaları gerektiği görüşüne katılıyor. Eşlerinin görüşlerine katılmasalar bile onlarla tartışmamaları gerektiğini söyleyen kadınların oranı yüzde 40. Kadınların yüzde 15’i ‘Erkekler kadınlardan daha akıllıdır’ ifadesini doğru buluyor.
Yaklaşık 10 kadından yedisi ise ‘kadınlar eşlerinden izin almadan dışarıya çıkabilir’ ifadesine karşı çıkıyor. vs.
Bu araştırma da gösteriyor ki erkek egemenliğine karşı mücadele verebilmek için öncelikle kadınların kafasındaki erkek egemen ideolojiye karşı mücadele edilmesi gerekiyor. Yüzyıllardan bu yana körüklenerek devam eden erkek egemen anlayışlarla beyinleri doldurulmuş kadınların bir çırpıda bundan arınmaları elbette mümkün değildir. Fakat ‘köleler köleliklerini kendi yapar, kendi yıkar’. Kadınlar artık modern köleler olmak istemediklerinde, artık yeter dediklerinde işte o zaman erkek egemen sisteme karşı ilk tutarlı adım atılmış olur.

26 Ekim 2009 ✓