İŞLEDİĞİNİZ BİR İNSANLIK SUÇUDUR, CEZASI HİÇBİR KANUNDA YAZMAZ. VE HÜKMÜ TARİH VERİR.
Ülkemiz hapishaneleri insan öğütmeye devam ediyor. Son 9 yıl içerisinde katlettikleri 309 insanımızın yanına yeni isimler eklemek için acele ediyorlar. Güler ZERE'yi, Erol ZAVAR'ı, Mehmet YEŞİLTEPE'yi, Gülizar AKIN'ı ve daha onlarca tutsağı katletmek istiyorlar.
İşte en son güncel örnek, adım adım takip ettiğimiz Güler Zere vakası. Bize Zere'ye ilişkin kararın Adli Tıp Genel Kurulunun toplanmasını beklemeden, eksik evraklar gelir gelmez verileceği söylendiğinde tarihler 27 Ağustos 2009'du. Güler için bir ayın, bir haftanın bir günün çok önemi vardı. Sonra radyoterapi raporlarının üç aydan önce verilemeyeceği keşfedildi. Ameliyat yapılmış kanserli hücreler alınmıştı. Üstüne bir de radyoterapi tedavisi eklenmiş hasta tedavi edilmişti. O halde bekleyip hastalığın tekrarladığını ve kanserli hücrenin yayılıp yayılmadığını görmek gerekirdi!
Elbette bu kararın tıp etiğiyle de hukukla da ahlakla da ilgisi yoktur. Yasa hükmü çok açıktır: Yaşaması için bir hükümlüyü, tedavi olanaklarının ve iyileşme ihtimalinin daha iyi olduğu bir yere göndermek gerektiğinde, uygun bir dönem için, cezasının infazı ertelenebilir. Yaşam hakkının yanında cezanın infazı tali bir önemdedir, öyle olmalıdır. Ancak Adli Tıp Kurumu eliyle siyasal iktidar, yaşama ihtimalini artırmayı değil bu ihtimalin kalmadığını görmek istediği için radyoterapi raporlarını beklemeyi tercih etmektedir. Üç ay sonra bu kontrol ve raporun çıkabileceği söyleniyor. Ancak kanserli ur üç ay beklemeden tekrar ortaya çıktı. Ve Güler apar topar ameliyat masasına yatırıldı. 12 Ekim günü Güler üçüncü ameliyatını oldu. Bu kadar kısa bir zaman dilimi içinde 3 ameliyat ve 1,5 aylık radyoterapi tedavisi gördü Güler ZERE. Yani ne kanser ne de hayat Adli Tıp Kurumu kararını beklemiyor, beklemeyecek...
Siyasal iktidar, egemenlik alanında bulunan tutuklu ve hükümlülerin haklarının ve özgürlüklerinin özüne dokunarak, ruhunu katlederek hüküm sürüyor. Siyasal iktidarın, en temel hak olduğu söylenen, yaşam hakkını büyük bir pervasızlıkla yok ettiği, tarihi bir gerçek olduğu kadar, güncel bir gerçektir de. Dün ateşle, bombayla yaptığını bugün tecritle, yalnızlaştırarak, hasta ederek, tedavi olanaklarını kaldırarak yapıyor. Dün "tutuklular isyan etti mecbur kaldık" diyorlardı bugün "biz de çok üzülüyoruz, onlar bizim de evlatlarımız" diyerek yapıyorlar.
Bilin ki bilimin ve gerçeğin hızına yetişemeyen her şey çürür.
Siyasi iktidara sesleniyoruz! Siz ölüm vaaddettikçe biz yaşamda direteceğiz. Tarihin sayfaları yazılırken siz vermeyen olsanız da biz her zaman ve ısrarla adalet isteyen olacağız. İşkence ve zulmün iktidarı olarak, Güler Zere'yi ve dört duvar arasına tutsak ettiğiniz onlarca hasta tutuklu ve hükümlüyü bir bir öldürenler olarak sahip olduğunuz tarihsel sorumluluktan asla kurtulamayacaksınız.
23.10.2009
GÜLER ZERE'YE ÖZGÜRLÜK!!!
AMARGİ, ANTİKAPİTALİST, BARIŞ VE DEMOKRASİ PARTİSİ, BDSP, ÇAĞRI, ÇAĞRI MERKEZİ ÇALIŞANLARI DERNEĞİ, ÇHD, DEMOKRASİ İÇİN BİRLİK HAREKETİ, DEVRİMCİ ALEVİ KOMİTESİ, DEVRİMCİ HAREKET, DEVRİMCİ 78'LİLER, DHF, DİP GİRİŞİMİ, DİVRİĞİ KÜLTÜR DERNEĞİ, DTP, EHP, EKD, EMEK VE ÖZGÜRLÜK CEPHESİ, EMEKLİ-SEN İSTANBUL ŞUBELERİ, EMEP, EROL ZAVAR'A YAŞAMA HAKKI KOORDİNASYONU, ESP, GÜLENSU-GÜLSUYU DERNEĞİ, HALK CEPHESİ, HALKEVLERİ, İHD, İSTANBUL AHALİ, İSTANBUL-LGBTT SİVİL TOPLUM GİRİŞİMİ, KALDIRAÇ, KESK ŞUBELER PLATFORMU, NAZIM HİKMET MARKSİST BİLİMLER AKADEMİSİ, ÖDP, ÖMP, ÖZGÜRLÜKÇÜ SOL HAREKET, PARTİZAN, PEN, PİR SULTAN ABDAL KÜLTÜR DERNEĞİ İSTANBUL ŞUBELERİ, PROLETERCE DEVRİMCİ DURUŞ, SDP, SODAP, SOSYALİST FEMİNİST KOLEKTİF, SOSYALİST PARTİ, TAYAD, TECRİTE KARŞI SANATÇILAR, TKP, TÖP, TUYAB, UİD-DER, ÜRÜN SOSYALİST DERGİ
