‘Çocuklara kıymayın efendiler’

Lice’nin Şenlik (Sıpéni) köyünde yaşayan Ceylan, henüz 14 yaşında bir çocuktu. 28 Eylül günü başına geleceklerden habersiz koyunlarını otlatırken vücuduna isabet eden bir bomba ile feci şekilde can verdi. Evden ayrılırken annesinden makarna istemişti. Yiyemedi.
Ceylan’ın nasıl öldüğü ile ilgili devlet yetkililerinin yaptığı açıklamalar ve hazırlanan bilirkişi raporlarına göre, koyunları otlattığı mezrada daha önce araziye atılmış ancak patlamadan kalmış 40 mm’lik bombaatar mühimmata elinde bulunan ot biçme aletiyle vurmuş, mühimmatın patlaması sonucu hayatını kaybetmişti. Fakat işin gerçeğinin bu olmadığı çok geçmeden anlaşıldı. Gerçekten iddia edildiği gibi Ceylan elindeki ot biçme aletiyle mühimmata vurmuş olsaydı ellerinin ve kollarının parçalanmış olması gerekirdi. Oysa Ceylan’ın karın bölgesi parçalanmıştı. Elleri, kolları ve bacakları sağlamdı. Ya da mühimmat patlaması olsa olayın meydana geldiği yerde çukurun açılmış olması gerekiyordu. Fakat Ceylan’ın öldüğü yerde herhangi bir çukur sözkonusu değildi. Ayrıca elinde bulunan ve onunla vurduğu iddia edilen ot biçerin de en azından ucunun kırılması gerekirken alet üzerinde meydana gelen birkaç çukur dışında bir şey olmamıştı.
Lice Cumhuriyet Savcısı can güvenliğinin olmadığı gerekçesiyle olay yerine gitmemiş, cesedin köylüler tarafından karakola getirilmesini istemişti. 6 saat sonra karakola getirilen ceset üzerinde yapılan otopside, Ceylan’ın el, ayak ve kollarında parçalanma olmadığı sadece göğüs kısmında parçalanma meydana geldiği tespit edilmişti. Bu tespit daha sonra, emniyet müdürlüğünde görevli iki patlayıcı madde uzmanının bilirkişi raporunda yer alan Ceylan’ın ölümünün mühimmat patlaması sonucu gerçekleştiği iddiası ile çelişiyordu.
Ceylan’ın ağabeyi Rıfat Önkol’un yaptığı açıklamalar da Ceylan’ın yerde bulunan patlayıcı madde ile oynarken değil, vücuduna isabet eden bir bomba ile öldürüldüğünü doğrular nitelikte. Rıfat Önkol, patlamaya neden olduğu söylenen tarım aletini patlama günü Ceylan’ın tabutuna koyup Lice Cumhuriyet Savcısı Mustafa Kamil Çorak’a götürdüklerini, ancak savcının ilgilenmeyip iade ettiğini söylüyor. Ceylan’ın öldüğü arazinin evlerinin 200 metre yakınlarında, hayvanların devamlı otlatıldığı bir bölge olduğunu, oradan gece gündüz geçtiklerini, bir şey olsa şimdiye kadar olmuş olması gerektiğini, ayrıca daha önce tüm çocukları uyardıklarını ve yerde herhangi bir demir parçası vs. bulduklarında dokunmayarak büyükleri haberdar etmelerini tembihlediklerini belirtiyor. Ağabey, patlamadan hemen önce annesi ve kendisinin de bir uğultu duyduklarını, iki saniye sonra patlamanın meydana geldiğini söyleyerek: “Ceylan, hedef alınarak öldürüldü. O nokta, askeriyenin gece gündüz izlediği bir noktadır. Askeriye tarafından gelmiştir. Bunu örtbas etmek istiyorlar.” diyor. İnsan Hakları Derneği (İHD) Diyarbakır Şubesi’nden avukat Çelebi’nin verdiği bilgiye göre ise, Önkol’un öldüğü Şenlik (Sıpéni) Köyü Hambaz (Xambaz) Mezrası, Bingöl-Diyarbakır sınırının Bingöl tarafındaki Tabantepe askeri birliğinin, Abalı ve Yayla jandarma karakollarının üçgeninde yer alıyor.
Olayın ardından Genelkurmay, olayın teknik incelemesi hakkında bilgi verirken “Bu olayla bizi yıpratmaya çalışıyorlar. TSK’ya karşı asimetrik harekat sürdürülüyor” (!) açıklamasında bulunuyor.
Kürt halkına karşı yürütülen savaşta şimdiye kadar binlerce masum insan katledildi. Bunların içerisinde çok sayıda çocuk ta var. 14 yaşındaki küçük Ceylan onlardan sadece bir tanesi. ANF News Agens’nin verilerine göre 1989 ile 2008 yılları arasında Kürdistan’da asker ve polis tarafından 358 çocuk öldürüldü. Bunların yıllara göre dağılımı şöyle:
1989’da 2, 1990’da 21, 1991’de 12, 1992’de 115 (!), 1993’de 66, 1994 84, 1995’de 7, 1996’da 6, 1997’de 7, 1998’de 8, 1999’da 12, 2000’de 3, 2004’de 1, 2006’da 8, 2008’de 1 ve 2009’da Ceylan ile birlikte toplam 5 çocuk.
Çocukların katledilmesi Kürt halkına karşı yürütülen savaşın vahşetini ve acımasızlığını ortaya koyuyor. Bu rakamlar kuşkusuz tespit edilebilenler. Bunlar dışında da çok sayıda karanlıkta kalan katliamların yaşandığını biliyoruz.
Bugün bir taraftan Kürt Açılımı vs. tartışılırken bir taraftan da Kürt halkına yönelik savaş, kışkırtmalar devam ettiriliyor. Egemenler bu süreci en az tavizle sonlandırmayı hedefliyor. Bu siyaset orta vadede başarılı da olabilir. Fakat bu Kürt ulusunun özgür olacağı, üzerindeki baskıların, katliamların son bulacağı anlamına gelmez. Kürt ulusunun baskısız, sömürüsüz, kendi iradesiyle yaşayabileceği bir ortam devletin vereceği hak kırıntıları ile mümkün olmayacaktır. Kürt uslunun özgür iradesi ile yaşayabileceği, çocukların katledilmeyeceği bir ortamda ezen ve sömürenlerin yeri yoktur/olamaz.

Kasım 2009 ✓