Belediye işçisi “GREV!” dedi, polis saldırdı

Belediye  İş Grev Kararı

İstanbul’da Büyükşehir ve 7 semtin belediyelerinde çalışan 10 bine yakın belediye işçisi 17 Temmuz 2008 günü Edirnekapı’da toplanarak Saraçhane’deki Büyükşehir Belediyesine kadar yürüyerek patronların uzlaşmaz, hak tanımaz tavrını protesto etmek ve Grev Kararını asmak istediler. Türk – İş’e bağlı Belediye – İş Sendikasının İstanbul’daki 4 şubesi tarafından ortaklaşa düzenlenen bu eylemi devlet işçilere saldırarak engellemeye çalıştı. Tazyikli su, cop ve gaz bombalarıyla düşmanca saldıran polis işçileri yürütmedi. İşçiler yürümek üzere her toparlandıklarında azgınca saldırıya uğradılar.
Belediye  İş Grev KararıKimi küçük çocuklarıyla gelmiş olan işçiler polis tarafından saatlerce kızgın güneşin altında bekletildiler. Yürüyüş izni için sendika yöneticilerinin polis şefleriyle yaptığı ve saatlerce süren pazarlıklar bir sonuç vermedi. Devlet ve hükümet kararlıydı. İstanbul Valisi polis terörü ile işçilerin uğradıkları onca haksızlığa karşı anayasada ve yasalarda yazılı olan barışçıl meşru bir gösteride bulunma haklarını kullanmaya izin vermedi.
İzin verseydi ne olurdu?
Şu an; bu işçiler gibi ve onlardan daha kötü durumda olan %70’i açlık ve kıtlık sınırında yaşayan diğer işçi ve emekçiler de birazcık olsun insanca ve insan onuruna yakışır bir şekilde yaşamak için hak isteyeceklerdi. Bu da tabii devletin ve hükümetin temsil ettiği büyük patronları üzerdi! Devlet anda hak isteyen kim olursa olsun herkese ibret olsun diye saldırmalı, korkutulmalıydı. Ücretli köleliğin faşist düzeninde temel kural buydu. Bu yapılmalıydı ve yapıldı.
Zaten bu ülkede devletin en temel görevi; işçilerin emekçilerin sırtında patronların karlarını artırmak ve onların zevki sefa içindeki saltanatlarının en iyi şekilde devamını sağlamak değil miydi?
İşçi ve emekçiler aç ve yoksulmuş, yeterince sağlık ve eğitim hizmeti almıyormuş, sosyal güvenceleri yokmuş, bunların hiçbir önemi yoktu!    
Bütün bunlara rağmen işçiler kaldırımlardan yürüyerek Saraçhane’deki Büyükşehir Belediyesinin önününe gitmeyi başardılar. Orada da Belediye binasına yaklaştırılmayan işçiler yakındaki parkta abluka altına alındılar. Burada da pazarlıklardan sonra ancak Büyükşehir Belediyesi’nin  ana kapısı önüne gidilebilindi. İyice öfkelenen işçiler burada sık sık “İşçilere değil çetelere barikat!”, “Baskılar bizi yıldıramaz!”, “Topbaş istifa!”, “Hükümet istifa!”, “Direne direne kazanacağız!”, sloganları yanında “Sözleşme hakkımız, söke söke alırız!”, “Belediye işçisi köle değildir!”, “Kurtuluş yok tek başına, ya hep beraber ya da hiçbirimiz!”, “Zafer direnen emekçinin olacak!”, “Genel grev genel direniş!” vb. sloganlar attı.

Belediye  İş Grev Kararı

Belediye – İş Sendikası İstanbul Şubelerinin düzenlediği ve çeşitli sendika üye ve yöneticilerin, siyasi çevrelerin desteklediği bu eylem İstanbul Büyükşehir Belediyesi önünde Basın Açıklaması yapılıp ve Grev İlanı asıldıktan sonra sona erdi.
Basın Açıklamasını İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İSTON, İSFALT, İSBAK, BELBİM ve Kültür A. Ş.’de çalışan işçileri kapsıyor.) ile ilçe belediyelerinden Avıcılar, Bakırköy, Güngören, Zeytinburnu, GOP, Bayrampaşa, Ümraniye, Üsküdar, Güngören ve Adalar’da çalışan belediye işçilerinin üyesi oldukları Belediye – İş Sendikası’nın 4 şubesi adına 2 No’lu Şube Başkanı Hasan Gülüm yaptı.
Hasan Gülüm polisin yaptığı saldırıları kınamakla başladığı açıklamsında bu sözleşme ve grevin sadece üyeleri olan 10 bin işçiyi ilgilendirmediğini; 7 bine yakını Tes – İş’e, 6 bine yakını Hizmet – İş’e ve 4 bine yakını da DİSK/Genel – İş’e üye toplam 27 bin belediye işçisini de ilgilendirdiğini belirtti.

Belediye  İş Grev Kararı

Halkların kardeşliği ve barışın olduğu, örgütlenmenin önündeki engellerin kaldırıldığı, demokrasinin

tüm kurallarıyla işletildiği bir düzende yaşamak istediklerini, yaşanan ekonoomik ve siyasi krizin faturasının emekçilere çıkarıldığını, egemenlerin kendi çıkarları için dalaştıklarını, bu dalaşta taraf olmayacaklarını çünkü her iki tarafın da işçi emekçi düşmanı olduklarını vurguladı.
Açıklamada 6 aydır yürütülen TİS görüşmelerinin anlaşmazlıkla sonuçlanmasının esas nedeninin ücret zamları olduğunu, son üç ayda temel ihtiyaç maddelerine % 30 ile 40 civarında zam yapılmasına rağmen başta Büyükşehir Belediyesi olmak üzere ilçe belediye başkanlarının işçi ücretlerine % 8’den fazla zam vermemelerinin grev aşamasına getirdiğini söyledi. Grev kararının asılması için oraya gelmesi engellenmeye çalışılan işçilerin kararlı bir şekilde barikatları aşarak oraya kadar gelmiş olmaları esnasında çıkardıkları seslerin grev öncesinde işçilerin hakları için greve gideceklerinin ayak sesleri olduğunu, eğer talepler yerine getirilmezse greve gideceklerini ve her gün artan bir sayı ile burada olacaklarını belirtti. 
Yollarda asfaltları yapan, bahçe ve parkları yeşillendiren, yolları süpüren, yangınları söndüren, cenazeleri kaldıran, kısacası insanın günlük ihtiyacını karşılayanlar olarak yaz gününde İstanbul halkına böyle bir grevi yaşatmak istemedikleri anlatıldı. Dünyanın önemli şehirlerinden biri olan İstanbul’da önceki yıllarda yaşanan grevlerde yarattığı sonuçlar nasıl ve maliyetin ne kadar olduğunun bilindiğini, tekliflerinin bu maliyetin yarısı ile karşılanacağının belirtildiği açıklamada anda grev ve direnişte olan diğer işçilerle mücadelelerini birleştirerek yürüttüklerinde kazanacaklarını 14 Mart ve 6 Nisan direnişlerini örnek göstererek birlik olma çağrısında bulundular.
Basın açıklamasının ardından Belediye – İş Sendikası Genel Sekreteri Nihat Ayçiçek işçilere yapılan polis saldırısını kınayarak grev kararlarını asmaya tahammül edemeyenlerin hukuk devletinden bahsetmeye haklarının olmadığını, bu saldırıları hak etmediklerini belirtti. Türkiye’nin demokratik, laik ve sosyal hukuk devleti olduğunu, insanların karnını doyurup insanca yaşamalarını sağlamadıkça İstanbul’un Mega Kent yapılamayacağını belirtti.
O gün yaşananlar düzenin nasıl bir düzen olduğunu gösterdiği gibi Belediye – İş Genel Sekreterinin, polisin 6 saat çoğu üyeleri olan işçilere zalimce saldırılarına tanıklık etmiş olmasına rağmen, “Türkiye’nin demoratik, laik, sosyal, hukuk devleti olduğunu” söylemesi şaşırtıcıydı.

Temmuz 2008