Liman işçileri direnişte

Bir işçi arkadaşımızın bizi telefonla arayıp, sendikalaştıkları için işten atıldıklarını ve bunun üzerine direnişe geçtiklerini bildirmesi üzerine YDİ Çağrı çalışanları olarak hem olay hakkında daha detaylı bilgi almak, hem de işçilere destek vermek için hemen yola çıktık. Ne var ki limana giden bütün arabaları titizce arayan güvenlikçiler tarafından durdurulduk. Kim olduğumuzu ve nereye gitmek istediğimizi sordular. Biz de gazeteci olduğumuzu ve direnişte olan işçileri görmeye gittiğimizi söyledik. Bunun üzerine aldıkları sıkı talimat üzerine hiçbir gazeteciyi içeri bırakmadıklarını söylediler. Israrlarımız fayda etmeyince bizi geri çevirdiler.
Daha sonra bizi arayan işçi arkadaşımıza durumu anlattıktan sonra, hastalanan bir işçiyi hastaneye götürdüklerini öğrendik ve işçilerle buluşmak için hastaneye gittik.
Aşağıda hastanede görüştüğümüz işçilerle yaptığımız söyleşiyi yayınlıyoruz.
Daha sonra işçilerle beraber tekrar liman girişine geldiğimizde bizi tekrar durduran güvenlikçilere beraberimizde olan işçilerin arkadaşları olduğumuzu ve çekim yapmayacağımızı belirterek güvenlikçileri geçerek direniş yerine gittik.
Burada bekleyen işçiler gün boyunca, yapılan konuşmaları dinlediler, sloganlar attılar ve halaylar çektiler.
Çalışanlar olmadığından gelen TIR’lar işlem yapamadan geri dönmek zorunda kalıyorlardı. Güvenlikçilerin işçilerin moralini bozmaya yönelik girişimleri deneyimli işçiler tarafından boşa çıkarılıyordu.
Burada da YDİ Çağrı olarak işçilerle sohbet ettik ve onların sorunlarını dinledik.
Aşağıda sorumlu işçi arkadaşla direniş hakkında yaptığımız söyleşiyi okurlarımızla paylaşıyor ve tüm okurlarımızı işçileri yalnız bırakmamaya, onlara destek olmaya çağırıyoruz.
Direnişe geçen Liman işçileri ile söyleşi
Sorumlu işçi arkadaş: Patronun bir dizi yasal olmayan hak gaspları, kötü çalışma koşulları bizi birleşerek karşı koymanın ortamını yarattı.
Çok kısa bir süre; bir buçuk ay içinde işletmede çalışan 500 işçiden 450’miz Türk-İş’e bağlı
Liman-İş Sendikası’na üye olduk. Bunu duyan patron 50 işçiyi işten attı. Bundan önce de şef durumunda olan 5 işçi de işten çıkarılmıştı. Bunun üzerine bir haftadır işi yavaşlattık, işten atmaları protesto ettik. Fakat patron işçi atmaya devam etti. Bu yüzden işi bıraktık. Amacımız ücret artışından çok ağır işkoluna dahil olan liman işçiliğinin en az yasalardaki haklarına sahip olmak için bu sabah direnişe geçtik, sendika üyesi olmayan 50 işçi ile birlikte 500 işçi olarak şu an işletmenin önündeyiz. Üretim tamamen durdu.
Limanda bu işletmenin %51 hisse ile bir Türk ortağı vardı. Geçen yıl bu ortağının da hissesini alarak tek başına İtalyan patronu olarak limanı işletiyor. Fakat bırakın yasanın üzerinde bir hak tanımayı yasadaki haklarımızı yıllardır gasp ediyor. Öyle bir haksızlık var ki bu haksızlığa öfke 450 işçinin bir buçuk ay gibi kısa bir sürede sendikaya üye olmasını sağladı. Önceden sendikalılaşmaya karşı çıkan şefler bile işten atılınca bizimle birlikte direnişe katıldılar.
Üç vardiya halinde çalışıyoruz. Çok yorucu ağır bir iş olmasına rağmen 2-3 hatta 4 hafta izin kullanmadan yorgun uykusuz çoluk çocuğumuzun yüzünü görmeden çalıştırılıyoruz. Örneğin çalışan 500 işçiden hiç birimize haftalık izin verildiğini hatırlamıyoruz. Normalde yasaya göre 6 günün sonunda en az bir gün izinli olmamız lazım. Fakat bu limanda hiç birimiz hangi ayın hangi günü izinli olacağımızı bilemeyiz. Patron işin azaldığına ya da bittiğine inanırsa bize izin veriyor. Biz yorulduğumuzu, kaç haftadır izin almadan çalıştığımızı söylediğimizde ya vardiyamızı değiştirmekte, ya da bize kapıyı göstermektedir. Gece vardiyasında çalıştığımızda normalde ücretlerimizin zamlı olması lazım. Fakat yıllardır burada çalışanlara gece zammı verilmemiş, verilmedi.
Bunlarla yetinmeyen patron bizim sendikaya üye olduğumuzu duyar duymaz üye olan arkadaşları hayali bir şirkette çalışıyor göstererek aklı sıra sendikadan kurtulmak istiyor. Adam 10 gün içinde 3 tane firma değiştiriyor. Bizim çalıştığımız iş yerinden başka bir iş yerine yatay geçiş yapmış gibi göstererek sendikanın yetkisini geçersiz kılmak istiyor. Sendikalaşmamızı duyduktan bir hafta sonra esas iş yerimiz olan Arsel’i kapattığını, işçilerin de bundan sonra Marport firmasında çalışan işçiler olarak bilinmesini bildirdi. Daha sonra kararlığımızı görünce bu kez de İnsan Kaynakları Eğitim ve Araştırma taşeron firmasına ait olduğumuzu söylediler. Yani 10 gün içinde 2 tane taşeron firma kurarak bizim sendikalaşmamızı engellemeye çalıştı. Biz de hepimiz Arsel’in işçisi olduğumuzu, bunu kabul etmeyeceğimizi bildirdik. Bunun üzerine işçi çıkarmaya başladı.
Normalde esas çalıştığımız firma Arsel’de 700’e yakın işçi çalışıyordu. Bundan 2 ay önce sendika için yaptığımız bir toplantıya 150 işçi katıldı. Ve hemen sendikaya üye olduk. Daha sonraki toplantıya ise 450 kişi katıldı. İçimizde patron ispiyoncusu işçilerden bir kaçı bizim sendikaya kaç kişinin üye olduğunu bildirmiş. 15 Temmuz günü 50 işçi arkadaşımızı cep telefonlarına telefon edilerek işten atıldığını bildiriyorlar. Atılan işçiler yerine 50 işçi aylar önce işe alınmış fakat iş başı yaptırılmamış. Bu işçilerin bugün iş başı yaptırılması istendi fakat arkadaşların kararlı direnişleri sonucu patron bundan da vazgeçti. İşten atılmamız yasal değil. Yasal olsa bile işçiler bu şekilde çalışmaya çok öfkeliler. Tazminat alıp almama hiç umurlarında değil, hepimizin bir tek amacı var sendikalı çalışmak ya da burada çalışmamak. Çok büyük bir kararlılık gösteren arkadaşlar olarak hepimiz ne pahasına olursa olsun kazanana kadar direneceğiz.
Bugün (16 Temmuz) sabah saat 7:00’den beri her üç vardiyadaki işçi arkadaşlarla işten atılanlar limanın önünde bekliyoruz. Şu an patrona ait olan her üç limanda da yükleme, boşaltma, depolama yapılmamaktadır; kısacası üretim tümüyle durmuş durumda. Patron bize zorla başka firmada çalıştığımızı belirten kağıtlar imzalatmaya çalıştı. Fakat hiçbir arkadaş bu kağıtlara imza atmadı. Patron o kadar küçük şeylerden medet umuyor ki 10 yıllık uluslararası tır operatörünü temizlik işçisi olarak göstermeye çalışıyor. Bunların hiç biri bizleri yıldıramaz. Biz işçilerin bu yorucu ağır işten dolayı çoğumuz sağlığımızı yitirdik. Hepimizde ya bel ya boyun ya da hem bel hem boyun fıtığı var. Biz insanca yaşayacak bir ücret ve insana yakışır çalışma koşullarında çalışmak istiyoruz. Bunun dışında hiç bir amacımız yok.

Patronun bir dizi hilesine rağmen yıllarca haksızlığa karşı öfkesi birikmiş işçi arkadaşlarla ve her şeyde bize danışarak bizimle birlikte tartışarak karar alan sendikamız önderliğinde bu direnişi kazanacağımıza sonsuz güvenimiz var. Direnişimiz daha ilk gününde başta işçilerin aileleri olmak üzere emek dostu çevrelerden destek geliyor. Önümüzdeki günlerde bu desteğin artarak devam edeceğine inanıyoruz. Şu an Yunanistan’ın Pierre limanında aynı patrona ait limanlarda çalışan işçi arkadaşların bize destek amacıyla işi yavaşlattıklarını öğrendik.
16 Temmuz 2008
Liman İş sendikasının yaptığı Basın Açıklaması:
BASINA VE KAMUOYUNA
SENDİKAL ÖRGÜTLÜLÜĞÜMÜZ ENGELLENEMEZ!!!
İstanbul Büyükçekmece’de bulunan Arser İş Makinaları Servis ve Ticaret A.Ş. işyerine bağlı Kumport ve Marport limanlarında sendikamız 20 Haziran 2008 itibariyle örgütlenme çalışmalarına başlamış, bu çalışmaların sonunda 402 işçiyi üye kaydetmiştir. Sendikal üyeliğin Noter tarafından tasdiklenmesinin ardından, önce 5 işçi, dün (15 Temmuz 2008) itibariyle de 52 işçi işveren tarafından işten çıkartılmıştır.
İşveren, işçileri akşam telefonla arayarak sözleşmelerinin tazminatsız feshedildiğini bildirmiş, bunun üzerine bu sabahtan itibaren sendika üyesi işçilerimiz işten atılan arkadaşlarının işe alınmasını talep etmişlerdir.
İşveren, işçilerin limanın önündeki yolu kapattığını belirterek jandarma’ya haber vermiş, işçilerin suç işlediği iddiasını savunmuş, ancak Jandarma geldikten sonra kanun dışı bir durumun söz konusu olmadığını Jandarma raporlarında belirtmiştir.
Anayasal bir hak olan sendikal örgütlenme hakkını kullanan işçilerimizin derhal işe alınmaları gerekmektedir.
Arser işvereni suç işlemektedir!
Sendikalaşma hakkımız engellemez!
Mücadelemiz sonuna kadar devam edecektir!
Yaşasın işçilerin birliği!
Sınıf dayanışmasının çok önemli olduğu bu dönemde duyarlı kamuoyunu, sendikalarımızı, demokratik kitle örgütlerini liman işçilerinin haklı mücadelesini desteklemeye çağırıyoruz.
LİMAN-İŞ SENDİKASI
GENEL YÖNETİM KURULU

