Saldırılar sürüyor -
İstihdam paketi yasalaştı

Mayıs ayı içerisinde, istihdam paketi olarak adlandırılan İş Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı, Meclis’te görüşülerek kabul edildi. Ardından jet hızıyla Cumhurbaşkanı Abdullah Gül tarafından onaylandı.  
İşsizliği önlemek, istihdam yaratmak iddiası ile çıkarılan yasa gerçekte sermaye yararına bir takım değişiklikleri kapsamasının yanı sıra, İşsizlik Sigortası Fonu’nda biriken işçilerin paralarını patronların hizmetine sunuyor.
Sosyal güvenlik yasası ile mezarda emekliliği, sağlık hizmetlerinin paralı hale getirilmesini,   istihdam yasası ile işçilerin cebinden patronlara kaynak aktarılmasını AKP Hükümeti sağlamaktadır.
İstihdam paketinin kimi önemli maddeleri şunlar:
*İş Kanununda yer alan “özürlü, eski hükümlü ve terör mağdurlarını çalıştırma zorunluluğuna”   yeni düzenleme getirerek, “eski hükümlü ve terör mağdurları” için işverene getirilen zorunlu istihdamı kaldırmaktadır.
Özel sektörde işçi sayısının yüzde 6 oranında özürlü çalıştırma şartı, yüzde 3'e indirildi. Patronlar, 50 veya daha fazla işçi çalıştırdıkları iş yerlerinde, yüzde 3 özürlü, kamu iş yerlerinde ise yüzde 4 özürlü ve yüzde 2 eski hükümlü işçiyi, meslek, beden ve ruhi durumlarına uygun işlerde çalıştıracaklar.
Özel sektörün çalıştırmakta zorunlu olduğu yüzde 3'lük özürlü kontenjanında istihdam edilenlerin primleri, patronlar adına Hazine ödeyecek, yani işçilerin cebinden çıkacak.
“Yükümlü olmadıkları halde özürlü çalıştıran veya kontenjan fazlası özürlü çalıştıran işverenlerin, bu şekilde çalıştırdıkları özürlülerin primlerinin yarısı da Hazine tarafından, -siz işçilerin cebinden okuyun- karşılanacak.”
*”İşverenler; devamlı olarak en az 50 işçi çalıştırdıkları iş yerlerinde alınması gereken iş sağlığı ve güvenliği önlemlerinin belirlenmesi ve uygulanmasının izlenmesi, iş kazası ve meslek hastalıklarının önlenmesi, işçilerin ilk yardım ve acil tedavi ile koruyucu sağlık ve güvenlik hizmetlerinin yürütülmesi amacıyla, iş yerindeki işçi sayısı, iş yerinin niteliği ve işin tehlike sınıf ve derecesine göre; bir iş yeri sağlık ve güvenlik birimi oluşturmakla, bir veya birden fazla iş yeri hekimi ile gerektiğinde diğer sağlık personelini görevlendirmekle, sanayiden sayılan işlerde iş güvenliği uzmanı olan bir veya birden fazla mühendis veya teknik elemanı görevlendirmekle yükümlü olacaktır.”
İş sağlığı konusunda var olan yönetmeliklerin yeterince uygulanmadığı yerde, kağıt üzerinde yasal değişiklikler yapmanın hiçbir anlamı yok!
*”Ağır ve tehlikeli işlerde çalıştırılacaklara, mesleki eğitim şartı aranacak. Mesleki eğitim almamış işçiler; 16 yaşını doldurmamış genç işçiler ve çocuklar gibi ağır ve tehlikeli işlerde çalıştırılamayacak.”
Bu madde de kulağa hoş geliyor! Bunu kim uygulayacak? Patronların devleti!
“Ağır ve tehlikeli işler” yönetmeliğinin uygulanmadığı yerlerden biri de Tuzla Tersaneler cehennemidir. Uygulanmayan bir yönetmelikte değişiklikler yapmak göz boyamaktan öte bir anlamı yok!
*”İşverenin; konkordato ilan etmesi, işveren için aciz vesikası alınması, iflası veya iflasın ertelenmesi nedenleriyle işverenin ödeme güçlüğüne düştüğü hallerde geçerli olmak üzere, işçilerin iş ilişkisinden kaynaklanan 3 aylık ödenmeyen ücret alacaklarını karşılamak amacı ile İşsizlik Sigortası Fonu kapsamında ayrı bir Ücret Garanti Fonu oluşturulacak. Yapılacak ödemelerde; işçinin, işverenin ödeme güçlüğüne düşmesinden önceki son bir yıl içinde aynı iş yerinde çalışmış olması koşulu esas alınarak temel ücret üzerinden ödeme yapılacak. Bu ödemeler, Sosyal Sigortalar Kanunu uyarınca belirlenen kazanç üst sınırını aşamayacak.”
Patronların iflas etmesi durumunda da imdada, yine işçilerin parası olan İşsizlik Sigortası Fonu yetişecek!
*”İş gücü piyasasına yeni girenler ile iş gücü piyasasında daha önce bulunmakla birlikte halen işsiz olanların da aktif istihdam faaliyetleri çerçevesinde İşsizlik Sigortası Kanunu kapsamına alınacak.  
Sigortalı işsizler doğrudan veya elektronik ortamda da İŞ-KUR'a başvurabilecek, işverenler tarafından tanzim edilmesi gereken işten ayrılma bildirgelerinin fiziki ortamla birlikte elektronik ortamda da verilip-alınabilmesi sağlanacak. Kurumca bu kanuna göre yapılacak işlemlere ilişkin elektronik ortamda bilgi ve belge istenebilecek veya bilgi ve belge verilebilecek.
Ayrıca, sigortalı işsizler ile kuruma kayıtlı diğer işsizlere; iş bulma, danışmanlık hizmetleri, mesleki eğitim, iş gücü uyum ve toplum yararına çalışma hizmetleri verilecek ve iş gücü piyasası araştırma ve planlama çalışmaları yapılacak. Bu kapsamda yapılacak giderler İşsizlik Sigortası Fonundan karşılanacak.  
Günlük işsizlik ödeneği, sigortalının son 4 aylık prime esas kazançları dikkate alınarak hesaplanan günlük ortalama brüt kazancının yüzde 40'ı olacak. Bu şekilde hesaplanan işsizlik ödeneği miktarı, İş Kanununa göre 16 yaşından büyük işçiler için uygulanan aylık asgari ücretin brüt tutarının yüzde 80'ini geçemeyecek.”
Almaya gelince kepçe ile al, vermeye gelince kaşık ile ver! Patronların ve onların devletinin felsefesi bu!
İşsizliği ortadan kaldırmak kapitalizmde mümkün değildir. İşsizliğin nedeni, yaratıcısı kapitalizmin kendisidir.
*”İşsizlik Sigortası Fonunda 1 Haziran 2000-31 Aralık 2007 tarihleri arasında biriken devlet payı ve nemasının 2012 yılına kadarki faizi, Güneydoğu Anadolu Projesi (GAP) kapsamındaki yatırımlar öncelikli olmak üzere, bölgesel ekonomik kalkınma ve sosyal gelişmeye yönelik yatırımların finansmanı için kullanılacak.
2008'e ait fon nema gelirlerinden 1 milyar 300 milyon YTL, GAP için kullanılacak. Bu ödenekler 2008 bütçesiyle ilişkilendirilecek. Bu parayı, ilgili idare bütçesine kaydetmeye Maliye Bakanı yetkili olacak.”
*”18 yaşından büyük ve 29 yaşından küçük olanlar ile kadınların istihdamını teşvik amacıyla uygulanan prim indirimi İşsizlik Sigortası Fonundan karşılanacak.
İşe alınan kadınlar ile 18-29 yaş arasındaki gençlere ait SSK primleri, 5 yıl boyunca İşsizlik Sigortası Fonundan karşılanacak.”  
Görüldüğü üzere, yeni yasal değişiklikler için öngörülen giderler işçilerin cebinden karşılanacaktır. İşsizlik sigortasında biriken, işçilere ait olan para işçilere verilme yerine –yasa ile bu o kadar zorlaştırılmıştır ki- patronlara kaynak olarak aktarılmaktadır. 
Tek kelime ile pervasızlıktır bu. Sermaye devleti ve hükümeti işçi sınıfına, emekçilere saldırılarını yoğunlaştırdığı, yetersiz olan hakların birer birer ortadan kaldırıldığı bir dönemden geçiyoruz. Saldırılara karşı mücadele ve örgütlenmekten başka seçenek yoktur.
Saldırıların kaynağı kapitalist sistemin kendisidir.
İşçi sınıfının görevi kapitalizmi yok etmek olmalıdır.

Mayıs 2008