Galata Köprüsünde “hayasız” eylem
12 Haziran’da Galata Köprüsünde balık tutmak isteyen kadına rüzgardan eteği açıldığı ve teşhircilik yaptığı gerekçesiyle dava açıldı. TCK’nın 225. maddesinde yer alan “hayasızca hareket” maddesinden 6 aydan bir yıla kadar hapis istemi ile yargılandı ve dava sonucunda 5 ay hapse mahkum edildi! Bu olay ile ilgili basında yer alan haberlerde yine suçlu kadın idi. O kadar erkeğin içinde “dekolte elbisesi” ile balık tutmak ta neyin nesiydi? Bu olsa olsa teşhircilikti. Hem kadın kocasından boşanmış iki çocuk annesiydi. vs.
Bu örnek toplumun, devleti, polisi, yasaları, medyası ve insanları ile erkek egemenliği sözkonusu olduğunda nasıl bir birlik içerisinde olduklarına iyi bir örnektir. Galata Köprüsünde balık tutmak erkek işidir! Bir kadının bu tabuyu kırarak kendisinin de köprüde balık tutma hakkı olduğunu göstermiş olması onun hapse mahkum olmasına mal oluyor. Bu dava bir kez daha kadınların erkek dünyasında hangi sınırlar içerisinde hareket etmeleri gerektiğini hatırlatmış oluyor. Kadın haklarının ateşli savunucusu olduğunu söyleyen ve bununla övünen TC’nin kadın hakkı ile ilgili gerçek yüzü de böylece ortaya çıkmış oluyor.
İstanbul’da Kadın Platformu 5 Temmuz Cumartesi günü “Bedenimiz Bizimdir! İnisiyatifi” adına bir basın açıklaması yaparak karar ile ilgili tepkisini dile getirdi. Taksim Tünelde biraraya gelen kadınlar döviz ve sloganlarla Galata Köprüsüne kadar yürüdüler. Yürüyüş boyunca şu sloganlar atıldı: “Köprüleri de sokakları da geceleri de terk etmiyoruz. Kimsenin hayası olmayacağız. Devlet elini bedenimden çek. Teşhir değil erkek tacizi. Yaşasın kadın dayanışması.”
İnisiyatif adına basın açıklamasını okuyan kadın arkadaş şunları dile getirdi: “Kadınlar ne giyeceklerine kendileri karar verebilir mi? Kadınlar Galata Köprüsünde istedikleri gibi gezebilir mi? Kadınların hareket özgürlüğü var mıdır?
Biz kadınlar bu soruların cevabının evet olduğunu biliyoruz. Oysa, ülkemizde her gün yeni bir şey öğreniyoruz. Son dersimizi Galata Köprüsünde aldık. Öğrendik ki bir kadın, tek başına, taytı ve tshirtüyle balık tutuyorsa, ‘hayasızlık’ suçundan 5 ay hapse mahkum edilebiliyormuş. Çünkü bu kadın köprüdeki bazı erkeklere göre ‘genel ahlakı’ rencide etmiş.
Biz feministler ve kadın örgütleri bu kararı protesto ediyoruz ve TCK’nın kadınlara karşı ayrımcılık yapan 225. maddesi ‘hayasızca hareketler’in derhal iptal edilmesini talep ediyoruz! Basın açıklamasının devamında TCK’daki ‘hayasızca hareketler’ maddesinin kadınların hak ve özgürlüklerini ihlal ettiği, 2002’den beri talep edildiği gibi TCK’dan ‘hayasızca hareketler’ maddesinin çıkartılması gerektiği çünkü yasalarda bu tür kavramların yer almasının kadınlara karşı ayrımcılığı ve eşitsizliği meşrulaştırdığını dile getirildi. Bir kadının Galata Köprüsünde balık tuttuğu için 5 ay hapis cezasına çarptırıldığı belirtilerek mahkemenin ceza gerekçesi ve erkek egemen zihniyetin gündelik hayatta da kadınları vurmaya devam ettiği vurgulandı.
“Bizler, erkeklerin, ailenin ve devletin bedenlerimiz üzerindeki denetimine karşı çıkıyoruz. Nerede ne giyeceğimizin yargı kararlarıyla belirlenmesine, kıyafetlerimiz üzerindeki sözlü ve yazılı her türlü kural ve denetime ihtirazımız var.” denerek kadınların uzun mücadeleleri sonucu değişen yasal düzenlemelere rağmen kazanımlarının yok sayılmasına, ‘genel ahlak’ bahanesiyle en temel insan hakkının ihlal edilmesine ve kadın bedenlerinin erkek egemen sistemin denetimine bırakılmasına izin verilmeyeceği belirtildi.
Ayrıca kadınlar tarafından ‘Patriyarkanın çiftliği’ uyarlaması eyleme katılan kadınlar tarafından çoşkuyla söylendi.
"Patriyarkanın bir köprüsü var. Köprüsünde erkekleri var. Teşhirci, hayasız diye bağırır. Köprüsünde patriyarkanın. Patriyarkanın bir devleti var. Devletinde yasaları var. Genel ahlak diye bağırır. Yasaları patriyarkanın." ✓
