HALKLARIN KARDEŞLİĞİ İÇİN
“Nevroz”luk önlemler…
Her yıl Mart ayında Türk devleti “Nevroz nöbetleri”
geçiriyor. Özellikle son on yıllık süreç Türk devletinin
Newroz’u Nevruzlaştırmaya çalıştığını değişik biçimlerde
ortaya koydu. Devlet Newroz’u Nevruzlaştırıp kendine
uydurma etkinliklerini çeşitlendirirken, Kürtlerin
Newroz’u kendi demokratik haklarını dile getirmek için
kutlamasının üzerine yasaklarla, baskılarla gitmesi de
“Nevroz nöbetleri”nin görüntülerinden biridir. Bu
noktada devletin “Nevroz” önlemleri gündeme gelmektedir.
Yeter ki Kürtlerin haklarının dile getirildiği ve kendi
renklerinin taşındığı kutlamalar olmasın da ne olursa
olsun anlayışı ve devletin yasakçı mantığı, Newroz
kutlamalarına yönelik normal insanın mantığının
alamadığı önlemleri gündeme getirmektedir.
2006 Newroz’u yaklaşırken Türkiye’nin görüntüsü, hakim
sınıflar arasında iktidar dalaşının çok yönlü olarak
giderek kızıştığını gösteriyor. Özellikle Şemdinli’deki
olaylardan sonraki dönemde dalaşın özü aynı kalsa da
rengi değişmeye başladı. Hükümetle ordu daha fazla ve
açıkça karşı karşıya gelme durumundadır ve AKP hükümeti
zor günler yaşamaktadır.
Bu dalaşta Kürt ulusal meselesini kullanmak önemli bir
rol oynuyor. Gerek savaşın kızıştırılması, çatışmaların
giderek fazlalaşması ve Irak sınırına askeri yığınağın
yapılması vb. durumlar, Kürtler arasında şiddet karşıtı
olan kesimin de işini zorlaştırmaktadır.
Kürtler üzerinde OHAL durumunu yaşatan baskıların
yeniden yoğunlaştırılması, tank gösterileri, köyleri
basmalar, ev aramaları, tutuklamalar, işkenceler; ya da
DTP’ye yönelik saldırılar, “kurşunlu mektup”la tehditler
vb. vb. uygulamalar güncel uygulamalar olarak öne
çıkmaktadır.
2006 Newroz’unu kısaca özetlediğimiz bu kargaşa içinde
karşılıyoruz. Bu arada İçişleri Bakanı Abdülkadir Aksu
Newroz’a karşı “etkin önlemler” alınmasını içeren
talimatını 81 vilayetin valiliklerine iletti…
Hürriyet gazetesinin aktarımına göre Bakan Aksu alınacak
önlemlerin özellikle Newroz’un “PKK/KONGRA-GEL örgütünün
propagandasına dönüştürülmesine müsamaha” göstermeyecek
önlemler olması gerektiğini emrediyor. Bunun gerçek
anlamı Kürtlere ait herhangi bir talebin dile
getirilmesi, renklerini taşıması vb. işlere izin yoktur.
Tam da bunun içindir ki Aksu’ya göre “Yapılacak
etkinlik, kutlamalarda Türk bayrağı dışında herhangi bir
flama ve bayrağın bulundurulmasına izin verilmeyecek.”
(Hürriyet, 9 Mart 2006)
İçişleri Bakanı’nın bu genelgesine göre kolluk güçleri
şu ya da bu legal partinin flamasına da izin vermeme
hakkına, yetkisine sahiptir. Öyle ya Türk bayrağı
dışında hiçbir bayrak veya flamanın taşınmasına izin
yoktur! Buna rağmen şu ya da bu bayrak, ya da flama
taşınırsa, “yasadışı eylem” yapmaktan dolayı kodese
tıkılabilirsiniz.
Aksu bunun yanısıra polis radyolarından “Günümüzde
Nevruz’un önemi” konulu programlar yaptırılmasını
emrederken, önlemlerin de katlanması talimatını
vermektedir.
Flama taşımaya izin verilmediği yerde Bakanın sivil
toplum örgütlerine kısıtlama getirilmemesi yönlü
açıklaması ise tam “Nevroz”luk bir açıklama… Düşünün
bir, bir sivil toplum örgütü (STÖ) ırkçı tavıra sahip
değil, demokratik bir düşüncesi var. Bu STÖ orijinal
adıyla bir flamaya “Newroz’unuzu kutluyoruz Kürt
kardeşlerimiz” diye yazıp yaptığı etkinlikte taşımak
istesin. Bakan Aksu’nun genelgesi bu isteğe en başından
yasak koymuyor mu? Ve bu kısıtlama değil mi? Normal
insan ruh hali böyle olduğunu söyletiyor. Ama ruhları da
bilinçleri gibi ırkçılıkla, yasakçılıkla yoğrulanların
mantığı böyle demiyor…
Bu yasakçı mantık kendisini Bakan Aksu’nun Newroz
kutlamalarında çocuklara yönelik önlemler alma
bağlamında da gösteriyor. Çocukların kitleden ayrı ve
gözetim altında tutulması gibi önlemler, güya geçen
seneki “bayrak provokasyonu” gibi olayları engelleme
adına alınıyor.
Türkiye’de “Nevroz”luk önlemler kuşkusuz ki sadece bu
kadar değil. Gerçekte komik ama gülüp geçemeyeceğiniz
olaylar ve tavırlar kataloğu her sene zenginleşiyor…
2006 yılının Newroz’una yönelik tavırlarda bu kataloğu
zenginleştiren flaş haberi Osmaniye’den. Daha önceleri
sarı-yeşil-kırmızı renklerine izin verilmediğini, “W”
harfinden dolayı Newroz etkinliği başvurularına olumsuz
yanıt verildiğini ya da açıkça Newroz etkinliğinin
yasaklandığını biliyorduk. Bu yüzden de örneğin
Tunceli’de “W” harfinden dolayı “Anayasa ve Türk
Harflerinin Kabul ve Tatbiki Hakkındaki Kanuna” aykırı
olduğu gerekçesiyle etkinliğe izin verilmemesi, ya da
DTP’nin afişlerinin Kürtçe yazılması gerekçe
gösterilerek toplatılması gibi kararlara yabancı
değiliz.
Fakat Osmaniye’de Newroz etkinliğinin “O” harfine
takılması gibi bir olayı ilk kez duyduk. Osmaniye’nin
Emniyet Müdürlüğü yetkilileri “Newroz”un “Newruz” olarak
değiştirilmesi gerektiği biçiminde tavır takındı. Bu
arada “W” harfine, her nedense herhangi bir itirazda
bulunmadılar. Bunun açıklaması tabii ki yukarıda adı
geçen “Türk Harfleri” ile ilgili kanun olamaz… Onlar
için önemli olan engel çıkarmak, ama sözkonusu engel de
tam “Nevroz”luk.
“O” harfine takılan Emniyet Müdürlüğü etkinliği tertip
eden komite temsilcilerinden kutlamalar sırasında “saygı
duruşu”nun programdan çıkarılmasını da istemiştir. Aksi
halde “İstiklal Marşını programa dahil edersiniz”
uyarısında bulunmaktan da geri kalınmamıştır.
2006 yılı Newroz’unun etkinliklerini, kutlamalarını bu
yasakçı zihniyetin ortadan kaldırılması için mücadele
etkinliklerine dönüştürmek ve Kürt ulusunun özgürlüğünün
ancak ve ancak değişik ulus ve milliyetlerden işçilerin,
emekçilerin birliği ve ortak mücadelesi temelinde
gerçekleşebileceği bilincini emekçilere taşımak tüm
sınıf bilinçli işçilerin görevidir.
Türk ulusundan işçi ve emekçilerin en temel
görevlerinden biri de Kürt ulusu ve ulusal azınlıklar
üzerindeki ulusal baskıya karşı tutarlı bir mücadele
yürütmesidir. Bilinmelidir ki: “Başka halkları ezen bir
halk özgür olamaz!”
13 Mart 20 06
