Özgür Gündem
ABD politikalarını nasıl değerlendiriyor?
24 Aralık'ta yeniden Özgür Gündem gazetesinin güncel gelişmelerin
gazete adına yorumlandığı "Bakış..." adlı köşesinde,
"Libya ve Yansımaları" başlıklı bir değerlendirme
yazısı yayınlandı. Yazıda Libya lideri Kaddafi'nin kitle imha silahları
yapımını durdurma kararı aldığı yönündeki açıklaması değerlendirilmiş.
Aynı gün yayınlanan Milliyet'teki habere göre Kaddafi CNN'de yaptığı
röportajında diğer ülkelere de "Örnek alın, faciadan kurtulun" mesajı
vermiş. Özgür Gündem, ABD emperyalizminin silah, savaş, şantaj ile
dayatması sonucu Kaddafi'nin aldığı bu kararı 'değişimin ve demokratikleşmenin
önünü açabilecek, demokratik alternatiflerin önünü açacak olumlu
bir adım' olarak değerlendiriyor.
Yeniden Özgür Gündem gazetesindeki değerlendirme yazısının bizce
önemli tarafı, bu gazetenin özellikle Kuzey Kürdistan'daki Kürtlerin
özgürlüğünü savunduğunu iddia etmesidir ve bu özgürlüğün nasıl elde
edileceğine ilişkin de bu yazıda önemli ipuçlarının olmasıdır.
Bilindiği gibi ABD emperyalizmi ikiz kulelere yapılan saldırıyı
bahane ederek, uluslararası terörizme ve İslami teröre karşı savaşma
adına başlattığı saldırı ile kendi emperyalist dünya hegemonyası
anlamına gelen yeni dünya düzeni emelini gerçekleştirmek istiyor.
ABD emperyalizmi diğer müteffik emperyalist güçlerle birlikte Afganistan'ı
ve Irak'ı işgal ettikten sonra, Ortadoğu'yu kendi emperyalist çıkarları
doğrultusunda yeniden yapılandırarak dikensiz gül bahçesi yaratma
peşinde. Bu dikensiz gül bahçesi içinde, zaman zaman ABD emperyalizmiyle
ters düşen, onun sözünden çıkan, dolayısıyla bir bütün olarak emperyalist
sistem açısından değil ama ABD'nin emperyalist çıkarları açısından
bir risk oluşturabilecek, İran, Suriye, Kuzey Kore ve Libya'daki
gibi rejimlere yer yok. Irak işgaliyle birlikte ABD sırada hangi
ülkelerin durduğunu açıkça ifade etmişti, Irak işgali bunlar için
bir gözdağı görevine de sahipti. Ya yola gelirlerdi, ya da sonları
Irak ve Saddam gibi olurdu.
Kendi ülkesinde tıpkı Saddam Hüsseyin gibi en küçük demokratik tepkiyi
bile zalimce ezen, hiçbir zaman bir bütün olarak emperyalizme karşı
tutarlı tavır takınmamış olan Kaddafi'nin kitle imha silahlarının
yapımını durdurduğu açıklaması bu çerçevede değerlendirilmelidir.
Kaddafi dün de demokrasi ve barış savunucusu değildi, bugün de kitle
imha silahlarının yapımını durdurma kararı aldı diye demokrasi ve
barış savunucusu değildir.
Bin Ladin, Saddam, Kaddafi vb. ile ABD emperyalizmi arasındaki çelişkiler,
emperyalistlerle anti-emperyalistler arasındaki çelişkiler değil,
ya da tam tersine demokrasiyi savunanlarla faşist diktatörler arasındaki
çelişkiler de değildir, hayır tüm bu yaklaşımlar en iyi yorumla
büyük yanılgılardan başka birşey değildir. Dalaş büyük haydutla
küçük haydut, anda birisi diğerinden daha güçlü olan, ama her ikisi
de halkların, emekçilerin düşmanı olan gerici güçler arasındaki
bir dalaştır. Böylesi bir dalaşta halklar ve ezilenler açısından
desteklenecek hiçbir taraf yoktur, ne Saddam veya Bin Ladin vb.
anti emperyalisttirler, ne de ABD gerçekten demokrasi ve barış taraftarıdır.
Halklar ve ezilenler, anda muzaffer olana karşı yenilmiş olan haydutun
yanında yer alamaz, aynı şekilde 'ABD Saddam'dan daha kötü olamaz,
hatta bölgeye barış ve demokrasi getirebilir' beklentisiyle ABD
emperyalizminin yanında yer alamazlar, almamalıdırlar.
Bu dalaş konusunda halklar açısından tek doğru tavır, hem emperyalistlerden
bağımsız, hem de yerel gerici işbirlikçi rejimlerden bağımsız ve
onlara karşı kendi kurtuluşları için mücadeleyi kendi ellerine alarak
örgütlemeleridir. Gerçek anlamda demokrasi ve barış ancak bununla
mümkündür.
Kuşkusuz anda saldıran taraf ABD ve İngiliz emperyalizmi olması
açısından, mücadele esas olarak ve acil olarak bu saldırya karşı
örgütlenmek zorundadır, ama hiçbir şekilde öbür tarafı oluşturan
küçük haydutların teşhirini ve onlara karşı da mücadelenin örgütlenmesi
gerektiğini unutmadan. Biz komünistler bunları söylediğimizde 'siyasetsizlikle',
'gelişmelere seyirci kalmakla' suçlanıyoruz.
Hayır, bu siyasetsizlik değil, anda halklar ve ezilenler açısından
tek doğru siyasettir.
Bizi siyasetsizlikle suçlayanların bir bölümü, anda saldıranın ABD
emperyalizmi olmasını gerekçe göstererek ve Saddam güçlerinin anda
işgale karşı savaştıklarını ileri sürerek, Saddam'ın müteffik olabileceğini
açıkça savunuyorlar. Halklar üzerinde katliamlar uygulayan eli kanlı
faşistlerlerle açıkça -veya utangaçca- işbirliğini savunma pozisyonunda
konaklayan bu tavırların savunucuları yarın katliamlara uğrayan
halkların hesap sorması durumunda nasıl hesap verecekler acaba?
Bu tavırların karşısında bir de sol adına, demokrasi adına, barış
ve halkların kardeşliği adına, diğer tarafı, anda güçlü tarafı,
ABD emperyalizminin ve müteffiklerinin Ortadoğu projesinin halklar
açısında olumlu olduğu görüşünü savunanlar var. Bunların içinde
Yeniden Özgür Gündem gazetesi de yer alıyor. Özgür Gündem ABD'nin
oluşturmaya çalıştığı Yeni Ortadoğu Düzeni'nden barış ve demokrasi
açısından medet uman bir tavır sergiliyor.
İşte 24 Aralık'ta Kaddafi ile ilgili kaleme alınan değerlendirmede
bu tavır açıkça dile getiriliyor. Biraz uzunca bir alıntıyla, ABD'nin
kontrolü altına almaya çalıştığı ülkelere dayattığı siyasetin sonucu
olarak Kaddafi'nin kitle imha silahları üretimini durdurma kararı
bakın nasıl destekleniyor. "Olumlu adım" ara başlığı
altında şunlar savunuluyor:
"Kaddafi'nin attığı bu adımı olumlu karşılamak gerekir. 'Korktu,
tehdit ve uyarılara boyun eğdi' diyerek maniple etmek, içinde barındırdığı
olumlu öğeleri görmezden gelmek gerçekçi bir yaklaşım değil. Kaddafi
olumlu bir adım atmıştır. Bu adım ABD-Libya ilişkilerinde yeni bir
süreç başlatabilir. Yine batıya yakınlaştırabilir. Afrika'da Çat,
Fas gibi gerici feodal rejimler açısından yeni bir model oluşturabilir.
Kıtasal değişimin yolunu açabilir.
Sadece Afrika değil, Ortadoğu'da da temel sorunlar, çelişmeler üzerinden
pozitif sonuçlar yaratabilir. Hem pozitif sonuçlar yaratabilir,
hem de değişim ve demokratikleşmenin yolunu açabilir. Silahlanmaya,
hegemonik yapıları güçlendirmeye dayalı rejimlerin yıkılması ya
da demokratik değişime uğraması bölge halklarının da önünü açacak,
demokratik alternatiflerin gelişmesine olanak sunacaktır. Dolayısıyla
silahsızlanma ya da kitle imha araçlarından arınma salt ABD açısından
değil, bir de bu açıdan değerlendirilmelidir. Libya-Kaddafi tartışmalarında
öne çıkarılması, sahiplenilmesi gereken de bu." (25/12/2003
tarihli Yeniden Özgür Gündem Gazetesi)
Demek ki, taş yerinden oynadı ve başta ABD olmak üzere emperyalistlerin
oluşturmak istedikleri yeni dünya düzeninin Ortadoğu bölümünde uygulanmaya
başlayan proje halkların demokratikleşmesinin önünü açabilir, 'pozitif
sonuçlar doğurabilir'. Alıntının son kısmında Kaddafi'nin tavrı
silahsızlanma açısından olumlu değerlendiriliyormuş gibi bir çaba
içerisine girilse de, bu tavır alıntının başındaki tavrı ortadan
kaldırmıyor. Orda söylenene göre, Kaddafi'nin attığı adım olumlu
bir adımdır, çünkü bu adım "ABD-Libya ilişkilerinde yeni bir süreç
başlatabilir" ve "batıya yakınlaştırabilir". 'Batı'dan kasıtın da
emperyalist Batı olduğu bilindiğinde, burada batıya yakınlaşmak
ve emperyalistlerle işbirliği geliştirmek olumlu olarak değerlendirilmektedir.
Alıntının sonunda "Libya-Kaddafi tartışmalarında öne çıkarılması,
sahiplenilmesi gereken de bu" denerek gerçekten önemli olanın üstü
örtülmek isteniyor. Kaddafi olayında önemli olan şudur: Tutarlı
anti emperyalist olmayanların sonu yenilgidir, işbirliğidir. Tutarlı
anti emperyalist olmak ise sadece şu ya da bu emperyalist güce karşı
olmakla olmuyor, bir bütün olarak emperyalizme karşı uzlaşmaz devrimci
mücadeleyi gerektiriyor.
Bu yazının hiçbir yerinde ABD'nin emperyalist bir güç olduğu değerlendirilmesi
yapılmadığı gibi, ABD'nin siyasetleri yine sadece silahlanma noktasında
eleştirilmekte ve silahlarını azaltarak ABD'nin de demokratikleşeceği
savunulmaktadır.
Hem ABD'den hem de Saddam'lardan medet umanları birleştiren ortak
bir nokta var: Kendi gücüne ve halkların gücüne inanmamak.
Bir kez daha: Emperyalistlerden dost olmaz! Emperyalistlerin tek
dostu çıkarlarıdır. Reformizm ve işbirliği yenilgiye götürür, devrim
mücadelesi zafere götürür! Halkların kardeşliği için tek yol devrim
ve sosyalizm!
Aralık 2003
