ABD
Tekellerin savaş sevinci...
Hayat,
siyasetle ekonominin nasıl içiçe geçtiğini hep yeniden ispatlıyor!
Irak'a karşı ABD emperyalizmi önderliğindeki emperyalist savaş da
bu gerçeği bir kez daha gösterdi, gösteriyor. Somutta bu savaş,
ABD'de petrol ve savaş sanayinin, borsa spekülatörlerinin özel lobicilere
ihtiyaçları olmadığını da bir kez daha gösterdi. Savaş yanlılarının
gerçekte kendi çıkarlarını savunduğu, kârlarını düşündüğü gerçeği
de her seferinde ortaya çıkmaktadır.
Bush, Cheney, Rumsfeld, Rice ve diğerleri... ABD yönetiminde bunlar
var ve bunlar savaş yanlısı olmaları nedeniyle "şahin"
olarak tanımlanan kesimin önde gelen isimleri... Savaşa karar vermeleri
gibi pastadan kimin ne kadar pay alacağına da karar veriyorlar!
Irak'a karşı savaşın başlatıldığı 20 Mart tarihi itibariyle 23 günlük
savaşın kaba bir bilançosu, The Guardian gazetesi tarafından açıklandı.
Milliyet gazetesinden Meral Tamer ise 15 Nisan tarihli gazetede,
sözkonusu verileri Türkçe aktardı.
Buna göre 23 günlük savaşın bazı rakamları şöyledir:
Savaşın günlük maliyeti: 1.1 milyar dolar.
Savaşın 23 günlük maliyeti: 25.3 milyar dolar.
Irak'ın petrol rezervi: 112.5 milyar varil.
Irak'ın henüz hiçbir işlem görmemiş tahmini petrol rezervi: 200
milyar varil.
23. güne gelindiğinde Güney Irak'ta işgalci güçlerin ele geçirdiği
petrol kuyusu sayısı: 900. (Toplamı 1000)
Tam kapasiteli üretim ve varili 25 dolar hesabıyla Irak'ın yıllık
petrol ihracatı hesabı: 20 milyar dolar. (Bu tabii ki bundan sonraki
dönem için öngörülüyor.)
Irak'ın "yeniden inşası" için Amerikalı firmaların aldığı
ihaleler: 1.5 milyar dolar. (Bu da sözkonusu 23. gün için geçerlidir.)
Irak'a karşı savaşta hava saldırısındaki toplam sorti: 30000.
Bir sortinin maliyeti: 15000 dolar.
Atılan bombaların maliyeti: 450 milyon dolar.
Atılan Cruise füze sayısı: 750.
Atılan Cruise füzelerinin toplam maliyeti: 750 milyon dolar.
ABD'nin Irak'a yerleşmek için harcamayı öngördüğü para miktarı:
55 milyar dolar.
ABD'nin Irak'a "insani yardım" için harcamayı öngördüğü
miktar: 275 milyon dolar.
İngiltere'nin Irak'ı işgal için harcamayı öngördüğü para miktarı:
4.8 milyar dolar.
İngiltere'nin Irak'a "insani yardım" için harcamayı öngördüğü
miktar: 284 milyon dolar.
Irak'ın "yeniden inşası"nın maliyeti: 100 milyar dolar.
Toplam işgalci askeri güç: 300.000.
Aktardığımız bu veriler bir yandan haksız, gerici, emperyalist savaş
için ne kadar büyüklükteki harcamaların yapıldığını gösterirken,
diğer yandan da bu harcamaların arkasında, harcamalardan daha yüksek
miktarda hesapların yürüdüğüne işaret etmektedir.
Irak, savaşta yakılıp yıkıldı... Her bomba, her füze atıldığı hedefi
tahrip ederken, bu silahların üreticileri yenilerini üretip satmakla
meşguller. Tabii ki her satılan yeni silah, her yeni silah icadı
savaş sanayiine, silah üreticilerine yarıyor, kârlarına yeni kârlar
katmasını beraberinde getiriyor.
Evet, atılan her bombanın, füzenin askeri hedefi vurup vurmadığı,
askeri hedef yerine bir pazar meydanında ya da ikâmet merkezinde
sivilleri vurup vurmadığı silah tekelleri için önemli değil. Onlar
atılan her bomba ve füzeden, düşürülen her helikopter ve uçaktan
kazanç sağlıyorlar. Örneğin bir Apache-Longbow Helikopteri'nin düşürülmesi,
helikopteri üreten firmaya -yenisini sattığında- 22 milyon dolar
getirmektedir. ABD Dışişleri Bakanlığı'nın hesaplarına göre, ABD'nin
silah üreticileri sırf bu yıl içinde14 milyar dolarlık silah satışı
gerçekleştirebilecek. Ve bu son on yılın en yüksek rakamı olacak...
Kelimenin gerçek anlamında her silah patlaması, tekellerin kasalarının
zilini çalmaktadır... ABD emperyalizminin devlet olarak silahlanmaya
ayırdığı bütçe 400 milyar dolar civarındadır. Buna bir de Irak savaşı
için ek bütçeyi eklediğinizde 500 milyar dolar civarındaki para
silah-savaş için harcanmaktadır. Bunun yapıldığı ABD'de 33 milyon
insan yoksulluk sınırı altında yaşamaktadır.
Daha savaş başlamadan önce milyarlarca dolarlık ihaleler yapıldı...
Örneğin Wall Street Journal'in haberine göre 13 Ocak 2003 tarihinde
Beyaz Saray temsilcileri ile Halliburton, Schlumberger, ExxonMobil,
Chevron, Texaco ve ConocoPhilips gibi ABD tekellerinin temsilcileri
bir araya gelerek Irak'taki savaş sonrası dönemde petrol alanlarının
yağmalanmasını ve diğer alanların "inşasında" ihalelerin
kimlere verilebileceğini planlamıştı.
Pentagon'un 14.12.2001 tarihinde Halliburton tekelinin taşeron firması
Brown u. Root ile yaptığı on yıllık anlaşma uyarınca, bu firma Irak'a
karşı savaşta da ABD askeri güçlerinin lojistik desteğini gerçekleştirdi.
250 binin üzerinde ABD askerinin tüm gerekli ihtiyaçlarını, yemek-içmekten,
çamaşır yıkamaktan, çadır kentler kurmaya kadar gereken şey ne ise
yapılmaktadır. Tabii ki bunun parayla hesaplanan miktarı milyarlarca
doları buluyor. Ve vurgulanması gereken bir şey de, sözkonusu Halliburton
tekelinin savaşın şahinlerinden Dick Cheney ile çok yakından ilişkisinin
olduğudur.
Savaş öncesinde ihaleye çıkarılıp verilen bir iş de, petrol kuyularının
söndürülmesi, petrol üretimi için gerekli tamiratların yapılması,
boru hattlarının tamiratı vb. işidir. Bu ihale de Halliburton'a
verilmiştir. Verilen bilgilere göre petrol tesislerinin acil tamiratı
için 3 milyar dolar kadar para gerekmektedir.
Savaş sürecinde füzelerle vurulan, bombalanan alanların da sözkonusu
ihale pazarlıklarına göre yapıldığı yönünde bilgiler medyaya yansıdı.
Örneğin ilk başta yeraltı tesislerinin ve binaların bombalanmasıyla
esas olarak alt yapı, havaalanı, yapı ve yol inşaatını yapacak firmaya
iş çıkarırken, daha sonra haberleşme ağını tahrip ederek bir başka
firmaya -telekomünikasyon işlerini yapan firmaya- iş çıkarıldığı
tespitleri yapıldı.
Irak'ta savaş sonrası kısa dönemde de ihaleler verildi, veriliyor.
Irak'ta yeni cep telefonu şebekesinin Avrupa standartlarından çıkarılıp
Amerika standartlarına uygun hale getirilmesi planlanmıştır. Bu
planın nasıl uygulanacağından bağımsız olarak, bu değişiklik planı
ABD emperyalizmi ile Fransız ve Alman emperyalizmini karşı karşıya
getiren bir plandır. Çünkü anda Irak'ta uygulanan sistem Fransız
ve Alman malı olan GSM standardıdır.
Irak'taki haberleşme ihalelerinin, ABD Ulusal Haberleşme Komisyonu'nun
Başkanı ve ABD Dışişleri Bakanı Colin Powell'in oğlu Michael Powell'in
şirketlerine verileceğinin kesinlik kazandığı da basına yansıyan
haberler arasındadır.
Savaş sonrası ihaleler bağlamında ABD Temsilciler Meclisi, Fransız,
Alman, Suriye ve Rus şirketlerinin Irak'ta finanse edeceği ihalelere
katılmasını yasakladı.
ABD emperyalizminin kendi tekellerinin yararına aldığı bu karar,
gerek Avrupalı emperyalistler tarafından gerekse de BM'nin rolünü
öne çıkaran birçok ülke tarafından da eleştirildi. Bu tavır, ABD'nin
BM ile arasındaki çelişkinin de bir yansımasıdır aynı zamanda.
Savaşın bitiminden sonraki bir aylık süreçte verilen 8 ihalenin
8'i de ABD firmalarına verildi. Kuşkusuz daha büyük çaptakiler sırada
bekliyor.
Irak'ın "yeniden inşasında" savaş sonrası ilk ihaleyi
-680 milyon dolarlık- Amerika'da siyasetle en fazla içiçe olmuş
şirketlerden biri olan Bechtel aldı. Bechtel'in yönetim kurulu üyelerinin
ikisi eski dışişleri bakanları. Bechtel'in şefleriyle Bush ve Rumsfeld
gibilerinin sıkı yakınlıkları var. Ayrıca Bechtel, Türkiye'de Enka'nın
Intergen ve Bekme barajı inşaatındaki ortağıdır da.
ABD Temsilciler Meclisi'nin ihaleler konusundaki tavrı bilindiğinde
ve buna bir de Amerikan Kalkınma Ajansı'nın Amerikan şirketlerinin
başka ülkelerden firmalara taşeron olarak iş verebileceği yönlü
açıklaması gözönüne alındığında, Enka'nın taşeron firma olarak iş
alma şansı var demektir.
Öyle ya da böyle tekellerin hesabı alacakları ihalelerin ne kadar
kâr getireceği üzerinedir. Binlerce -sivil veya asker- insanın öldürülmesi,
katli onların hesabı içinde sadece istatistiki ve önemsiz bir hesaptır.
Onların binaları, ezilen halkların, katledilen insanların cesetleri
üzerinde yükselmektedir...
The Guardian gazetesinde yayınlanan bir habere göre Rumsfeld 2000
yılında ABB şirketinin yöneticisi iken Kuzey Kore'ye iki nükleer
reaktörün en önemli parçalarını satmak için 200 milyon dolarlık
anlaşma yapmıştır. Bilindiği gibi 2002 yılında ise Kuzey Kore'yi
"terörist devlet" ya da tanınmış deyimle "şer ekseni"
içindeki devlet ilan ettiler.
Önce satacaksın, ardından sende kitlesel imha silahı var diye suçlayıp
saldıracaksın... Oyun aslında açık oynanıyor. Görev bu oyuna çomak
sokmak, oyunun aktörlerini, bertaraf etmektir!
15 Mayıs 2003
