Çağrı sayı 5'den:
EMPERYALİZM ÇAĞININ GERÇEK HÜKÜMDARLARI
ABD'de yayınlanan Fobes dergisi, "teknoloji dünyası"nın yüz zenginin
listesini yayınladı. Fobes'in listesine göre, "dünyanın en zengin
işadamı" olarak da tespit edilen Microsft Şirketi'nin başkanı Bill
Gates "teknoloji dünyası"nın en zengini ünvanını da kimseye kaptırmıyor.
Üstelik, aynı şirketin önde gelen iki yöneticileri, Paul Allen ve
Steve Ballmer de ikinci ve üçüncü sırayı paylaşıyorlar. Bill Gates'in
serveti tam 38 milyar 66 milyon ABD Doları, yani yaklaşık 6.6 katrilyon
TL. Bu kişisel serveti ile dünyanın en zengin "işadamı" ünvanına sahip
bir tek kişinin serveti, örneğin 65 milyon nüfusa sahip Türkiye Cumhuriyeti
devletinin bütçesinden daha fazla. Türkiye Cumhuriyeti devletinin
bütçesi 6,2 katrilyona ancak ulaşabiliyor. 65 milyon insana hizmet
götürme iddiasındaki bir devletin elinde bulundurduğu gelir bir tek
kişinin gelirinden daha az.
Bu bilgileri Türkiye'nin önde gelen zenginlerinden Aydın Doğan'ın
gazetesi "Hürriyet"te hiç bir yorum yapmadan, sonuç çıkartmadan veriyor.
Küçük zenginin büyük zengini, elinde bulundurduğu serveti nedeniyle
eleştirmesi tabi ki beklenemez. Herhalde, ancak küçük zengin ve onun
satın alınmış kalemşörleri iç geçirerek haber yayınlıyorlardır. Fakat
, bir olgudan, bir bilgiden mutlaka bazı sonuçlar çıkartılmalıdır.
Zira bu bir bilgi bile içinde yaşadığımız dünyanın ekonomik-toplumsal-siyasi
özünü ortaya koyuyor.
Milyarlarca dolarlık sermayeye sahip işletmelerde binlerce, yüzbinlerce
işçi çalışıyor. Üretim muazzam ölçüde toplumsallaştırılıyor. Yoğun
bir biçimde toplumsallaştırılmış üretimle büyük değerler, inanılması
güç servetler yaratılıyor. Fakat binlerce, yüzbinlerce işçinin yarattığı
değerler üreticilerin, işçilerin gelirlerinin artmasına yol açmıyor,
tersine bu toplumsal üretim gerçek üreticilerin yoksullaşmasına, ama
az sayıda bir kaç kişinin ise daha da zenginlemesine yol açıyor. Neden?
Bir tek temel nedenden dolayı. Zira üretim toplumsal olmasına rağmen,
çalışılan işletme ve üretim sonucunda üretilen mallar özel mülkiyet
altında. Binlerce insanın harcanmış emeği sonucunda üretilen mallar
bu nedenle ancak en fazla bir kaç mülkiyet sahibinin zenginleşmesine,
Bill Gates gibi işini çok daha iyi bilenler için dünyanın en zenginleri
ünvanına sahip olmasına yolaçıyor. Üstelik bu zenginliğin temel nedeni
ve dayanağı olan özel mülkiyetin özel biçimi de zenginliğin artmasında
önemli bir rol oynuyor.
Dünyanın en zengin "işadamı" ünvanına Bill Gates'in sahip olması bir
tesadüf değil, tersine kapitalizmin içinde bulunduğu aşamasının kaçınılmaz
bir sonucu. Kapitalist gelişmenin en son sözü üretimin ve sermayenin
yoğunlaşmasının büyük boyutlara vardığı emperyalizm oldu. Emperyalist
kapitalizmin işletme biçimi alanında da en son sözü tekel oldu.
"Marx 'Kapitali'ini yazdığında, iktisatçıların çoğuna serbest rekabet
bir 'doğa yasası' gibi görüyordu. Resmi bilim, kapitalizmin teorik
ve tarihsel bir tahlilini yaparak, serbest rekabetin üretimin yoğunlaşmasına
yol açtığını, bunun ise gelişmenin belli bir aşamasında tekele götürdüğünü
kanıtlıyan Marx'ın yapıtını örtbas etmeye çalıştı. Bugün tekel bir
olgu haline gelmiştir... Üretimin yoğunlaşmasının sonucu olarak tekellerin
doğması, bugünde gelişme aşamasında kapitalizmin genel temel bir yasasıdır."
(Lenin, "Emperyalizm" s. 22, İnter Yay. Ekim 1995)
1916 yılının ilkbalarında gelişmeyi böyle tanımlıyordu bilge insan
Lenin. Bill Gates'in şirketi Mrcrosoft'un gelişmesi "kapitalizmin
genel temel yasası" olan "üretimin yoğunlaşmasının sonucu olarak tekellerin
doğması" bu yasanın geçerliliğini bir kez daha kanıtlıyor. Küçük bir
işletme iken, faaliyet yürüttüğü alandaki ürünlere talebin hızla büyümesi,
ve rakiplerini ezmede gösterdiği üstün beceri ile üretimini ve sermayesini
yoğunlaştıran Mrcrosoft tam bir tekel haline geldi. Artık milyarlarca
dolarlık sermayeye hükmediyor. Değişik üretim alanlarına el atılıyor.
Tekelci sermaye sürekli olarak azami kârı getiren değişik sanayi ve
üretim dalları arayıp buluyor.
Tekelci sermaye sahiplerinin güçleri ve etkileri yalnızca sahip oldukları
işletmelerle sınırlı değil, sermayelerinin büyüklüğüne bağlı olarak,
ama oran olarak sermayelerinin gücünden daha fazla siyasi ve toplumsal
alana etkide bulunuyorlar. Devlet gücünün önecelikle kendi çıkarlarını
gözetmesi, devlet arpalıklarından en büyük payı kapmak, ulusal ve
uluslararası rakiplerine karşı siyasi, askeri, hukuki güvencelere
ve avantajlara sahip olmak için devlet gücünü kendi çıkarlarının hizmetine
sokmanın yollarını bulurlar (en kötü durumda rüşvet aracılığıyla).
Kendi ana işletmelerin hammadde ve yarı-mamül madde sağlayan yüzlerce
küçük işletmeyi ve işçilerini tekelci sermaye boyunduruk altına almakla
kalmaz, tüm ülkenin sosyal yaşantısına oradan da, bütün ülkelerin
toplumsal yaşantısına ahtapot gibi kollarını yayarak etki ve egemenlik
kurmaya çalışır. Diğer ülkelerde, özellikle emperyalizme bağımlı ülkelerde,
Hürriyet yazarları gibi satın aldığı tekelci sermaye düzeninin savunucuları
aracılığı ile de kurarlar.
"Tekel bir kez kurulup milyarları keyfince işletmeye başlayınca diyor
-bilge insan- politik yapılanmadan ve başka 'ayrıntılardan bağımsız
olarak, toplumsal yaşamın bütün alanlarına mutlak bir kaçınılmazlıkla
sızar." (Lenin, "Emperyalizm", s. 60)
Fakat Bill Gates gibi tekelci sermayedarların egemenliği mutlak değildir.
Sömürüye, toplumun ezici çoğunluğunun soyulması ve baskı altına almasına
dayanan ve her geçen gün milyonlarca emekçinin daha da yoksullaşmasına
yol açan böyle bir sistem çürük, asalak bir egemenliğe dayanmaktadır.
Milyonların nasırlı ve onurlu elleri Bill Gates gibi kodamanların
egemenliğini mutlaka paramparça edeceklerdir.
