Sigara sağlığa zararlıdır...

sigaralar

Sigara bugün dünya çapında her on yetişkinden birini öldürüyor. Sigara herhangi bir başka nedenden daha fazla insan öldürüyor.
Bu veriler (ve yazının devamında kullanacağımız veriler) Dünya Bankası'nın 1999 yılında yayınladığı "Curbing the Epidemic" ('Sigara Salgınını Durduralım' olarak çevrilebilir) raporunda yer alıyor. (Biz bu makalemizde bu raporun 2 Nisan 2003 tarihinde, Almanya'da yayınlanan Frankfurter Rundschau gazetesinin özet çevirisini temel aldık.)
Bu rapora göre, sigaranın insan sağlığına zararlı olduğunu dünya çapında artık kimse inkar etmiyor. Ancak bu böyle olmasına rağmen, hükümetler sigaraya karşı reklam yasağı, kamuya açık kapalı yerlerde sigara içme yasağı, ciddi vergi artırımı vb. gibi akla gelen ilk önlemleri dahi almaktan çekiniyorlar.
Bu hükümetlerin kendi açıklamalarına göre, sigaraya karşı alınacak önlemler "binlerce işyerinin kaybına, tütün vergisinden gelen vergilerin iptal olmasıyla devlet bütçesinin zayıflamasına, dolayısıyla bir bütün olarak ekonominin zarar görmesine ve kaçak sigara ticaretine yol açacağından dolayı" sigaraya karşı ciddi önlem almaktan kaçınıyorlar.
Dünya Bankası raporu bir yandan hükümetlerin bu argümanlarına yer verirken, diğer yandan aynı mantık zemininde onlarla tartışıyor, örneğin tütün vergisinin artırılmasının devlet gelirlerinin azalmasına yol açacağı argümanına karşı, tam tersine yükselen vergilerin devlet gelirlerini artıracağını, çünkü sigara tiryakilerinin vergi artırımına yavaş reaksiyon gösterdiklerini söylüyor.
Yani dünya bankası raporu da tıpkı burjuva devletlerin hükümetleri gibi insan sağlığı sorununa devletin 'gelirleri' bakış açısıyla yaklaşıyor, kapitalist bakış açısıyla yaklaşıyor. Kapitalist dünyanın en önemli kurumlarından biri olan Dünya Bankası'ndan insanı merkeze koyan bir yaklaşıma sahip olması zaten beklenemez.
Sigaraya karşı hükümetlerin önlem almamaları, bu hükümetlerin ve onların temsil ettikleri devletin ve sistemin yapısıyla doğrudan alakalı. Kapitalist sistemde yapılan işler, insanlara ne kadar yarar sağladığına göre değil, ne kadar karlı olduğuna göre yapılır. Kaygının merkezinde insan değil azami kar var. İşte bu nedenle her yıl tüm dünyada milyonlarca insanın ölümüne ve sakatlanmasına yol açan (sadece Almanya'da günde 300-350 arası insan sigaranın yol açtığı hastalıklar nedeniyle ölüyor) sigara içme alışkanlığına karşı hükümetlerce ciddi önlem alınmaz.
Rapora göre dünya çapında 1.1 milyar civarında insan sigara içiyor. Bu sayının 2025 yılında 1.6 milyara çıkması tahmin ediliyor. Sigara tüketimi oranı zengin ülkelerde gerilerken, yoksul ülkelerde artmaktadır. Çoğu ülkelerde bugün yoksulların zenginlerden daha fazla sigara içtiği tespit edilmiştir.
Erken ölüm riski sigarada hiçbir benzeri alışkanlıkta olmadığı kadar aşırı yüksektir. Uzun süreli sigara içenlerin yarısı sigaradan öleceklerdir, bunların %50'si ise en verimli orta yaş dönemlerinde ölerek yaşamlarından 20-25 yıl kaybedeceklerdir.
Rapor hem çocukların ve gençlerin erken yaşlarda sigaraya başlamalarını önlemek, hem de yetişkinlerin sigara tüketimlerini azaltmaları veya tümden bırakmalarını teşvik etmek için, bugün sigaraya karşı alınabilecek en etkili önlemlerden birisi olarak tütün vergisinin artırılmasını görüyor.
Bir diğer parasal olmayan yöntem ise yasaklama ve uyarma yöntemidir. Buna reklam yasağı, medyada uyarıcı 'karşı reklamın' teşviki, sigara paketi üzerinde sigara içmenin zararlarına dikkat çeken belirgin uyarılar, zaman zaman sigaranın sağlığa zararıyla ilgili yeni araştırma sonuçlarının yayınlanması, işyerinde ve kamuya açık kapalı yerlerde sigaranın yasaklanması vb. dahildir.
Rapor araştırmalarında bu tür önlemlerin sigara tüketimini gerilettiğine dair veriler olduğunu söylüyor.
Dünya Bankası'nın araştırma sonuçlarına göre 'talebe' yönelik bu önlemler kısmen sigara tüketimini geriletmede 'başarılı' olurlarken (bazı durumlarda %7'e varan gerileme), 'arz'a yönelik önlemlerin fazla başarılı olmadıkları itiraf ediliyor. Bunun asıl nedeni ise, örneğin bir sigara üreten şirket üretim dışı bırakılsa da onun yerinin kısa zamanda bir başkası tarafından doldurulmasıdır.
Yine raporda kapitalist bakış açısıyla şu karakteristik tespit yapılıyor: Sigaranın radikal bir biçimde yasaklanması ekonomik nedenlerden ötürü savunulamaz, gerçekçi olmaz ve mutlaka fiyaskoyla sonuçlanır. Şirketlerin karları ve devletlerin gelirleri, 'serbest piyasa' ve rekabet temel alındığında burada söylenen doğrudur. Ancak eğer gerçekten insan ve onun sağlığı temel alınsaydı burada söylenenlerin hiç bir geçerliliği olmazdı.

Devrimciler Sigara İçer mi?

Bu soruya biz koşulsuz ve dolaysız olarak kısaca içmemelidirler diyoruz.
Bugün devrimci mücadele içinde yer alan insanlar arasında sigara tüketimi oldukça yaygın. Devrimci saflardaki sigara tiryakiliği sadece devrimci düşünceye sempati duyan insanlarla sınırlı değil, tersine onlara örnek olması gereken bilinçli önder kesimlerde de sigara tüketimi adeta sorun görülmeyen bir alışkanlık durumunda.
Bunun hoşgörülebilir hiçbir yanı yoktur.
Sigara içmekle her şeyden önce kendi sağlığımıza zarar veriyoruz, dolayısıyla mücadeleye daha güçlü bir şekilde, sağlıklı bir bedenle, sağlıklı bir kafayla katılmamızı kendimiz engelliyoruz. En verimli olabilecek yaşlarda ölmeyi, sakat kalmayı, gırtlak kanserine yakalanmayı, bacağımızın ve kolumuzun kesilmesini göze alıyoruz.
Sigara içmekle çevremizdeki sigara içmeyen insanlara zarar veriyoruz, onların sağlıklarını da bozarak, hiç bir suçları olmadıkları halde onları da sigara içenlerin içinde bulundukları risklerle karşı karşıya bırakıyoruz. 'Pasif' sigara içenlerin de dolaylı olarak aldıkları duman sonucu kansere yakalandıkları bilimsel olarak ispatlanmıştır.
Sigara dumanıyla ve onun artıklarıyla, izmaritleriyle vs. çevreye zarar veriyoruz.
Hamilelik esnasında içilen sigarayla hiç bir suçu olmayan bebeklerin sağlığını tehlikeye atıyoruz.
Sigara için her gün harcadığımız paranın başka yerlerden, daha önemli ve gerekli yerlerden kısıldığını düşünmeliyiz. Örneğin birçok işçi direnişinin bu paraya acilen ihtiyaç duyduğunu biliyoruz. Devrimci dergilere verilen para cezaları, vergi cezaları için binbir zorlukla para bulmaya çalışıyoruz.
Sigara bağımlılığı, tutsak düştüklerinde, bir aşağılama, onur kırma ve işkence aracı olarak ve iradelerini zayıf düşürmenin aracı olarak devrimcilere karşı kullanılabiliyor.
Mücadeleye yeni katılan gençlere kötü örnek olarak onları da sigara içmeye teşvik ederek olumsuz etkiliyoruz. (Bugün Che'nin purosuna, Stalin'in piposuna özenerek puro veya pipo içen gençleri göz önüne getirelim.)
Bütün bunlar ortadayken, biz paramızı hem sağlığımızı bozan, bizi ölüme hızla yaklaştıran, hem de toplumu zehirleyen sigara tekellerinin ve dolaylı yoldan sigara tüketiminden kazanan burjuva devletlerinin kasalarını doldurmak için harcıyoruz.
Mücadelesinin merkezine başka herhangi bir kaygıyı değil de, insanın kendisini, onun doğal çevresiyle uyum içinde sağlıklı yaşamını koyan, topluma öncülük yapma, ona doğru yolu gösterme amacına sahip olan bir devrimcinin, hem insan sağlığına hem de çevreye zarar verdiği artık burjuva hükümetlerce de gizlenemeyen sigarayı içmesi hoş karşılanabilir mi?

İnsan sağlığına verdiği muazzam zarar, yarattığı riskler bu kadar bariz olmasına, zararları bilimsel olarak kesinlikle ispatlanmış olmasına, bütün bu gelişmelerin burjuva politikacıları bile konuyu tartışmaya ve (göstermelik de olsa) kimi çözüm önlemleri almaya itiyor olmasına rağmen, topluma öncülük etme amacına sahip devrimcilerin sigara bağımlısı olmaları, bunu da hiç bir sorun yokmuş gibi normal görmeleri, sorgulamamaları anlaşılabilir mi?
Devrimcilerin sigara içmeleri hiçbir koşulda anlayışla karşılanamaz, hoşgörülemez.
Kendimizin, toplumun ve geleceğin sağlığı için, sigarayı bırakalım, bıraktıralım, ona karşı savaş başlatalım ve yeni yetişen nesillere örnek olalım!

Ayrıca bak: Sigarayı bırakma rehberi ►►