Desa fabrikasının direnişçi kadın işçisiyle söyleşi
Biraz kendinden bahseder misin? Kaç yaşındasın? Kaç yıldır Desa Deri’de çalışıyorsun? Ne zamandır direniştesin?
Ben Emine Aslan, 44 yaşındayım. 2000’den bu yana yani 8 senedir burada çalışıyorum. Ne zamanki sendikaya üye oldum ve arkadaşlarımı sendikaya üye yapmaya çalıştığımı işveren öğrenince, işçileri sendikamla buluşturduğumu öğrenince bana “hata yapıyorsun” vs. gibi bahanelerle işime son verdi. İhtar yazdı bana. 8 senedir hata yapmıyordum, o gün hata yapar oldum çünkü sendika çalışması yaptığımı öğrendiler. Aynı günde iki sefer üst üste hata yaptığımı söyleyerek işime son verdi. Şimdi 3 Temmuz’dan bu yana buradayım. Bugün direnişimin 51. günü.
Bu fabrika ne üretiyor? Senin işin neydi? Çalışma koşulları, ücret vs. nasıl?
Burası deri üzerine. Deri mont çanta, cüzdan kemer, kürk vs. Yani deri üzerine her şey dikiliyor burada. Ben ara kontrolcü idim. Desa Deri yaklaşık 36 yıllık bir işletme. Yurt içine olduğu gibi daha çok yurt dışına ihracat yapıyor. İhracat yaptığı ülkelerin başında İtalya geliyor. Ayrıca Marks&Spencer, Niole Fahri, Mulbery ve El Cortes İngles gibi uluslararası markalara da dikiliyor Desa Deri’de.
Asgari ücretle çalıştırılıyoruz. Benim maaşım 8 yıldır asgari ücretin üzerine çıkmadı. Çalışma koşulları ise, sabah 8.30’da girersin buraya. Akşam artık en erken saat 10 olur. Onda çıkamazsan ertesi gün akşama kadar devam çalıştırılırsın. Öyle günler oluyor ki 36 saat durmadan devam çalıştırılıyoruz.
İçerideki işçilerin sana yaklaşımı nasıl? Özellikle kadın işçiler nasıl bakıyorlar?
İşçiler destek sunmaya çalışıyorlar ama patron buraya direnişimin 2. günü Mobese kamera koydu ve buradan geçen, bana selam veren, benimle konuşmaya çalışan arkadaşlarımı içeride sorguya çekiyorlarmış. O yüzden korkudan yanıma gelemiyorlar. Mesela mahallede evine giden işçinin peşine bir gözcü takıyorlar. Arkadaşlar bu gözcünün korkusundan bizimle konuşamıyorlar. Burada ayrıca 500’ün üzerinde işçi çalışıyor ve bunların yaklaşık 100 tanesi kadın işçi. Erkek ağırlıklı bir işyeri.
İşveren neden diğer sendikalı işçileri değil de seni işten attı?
İçeride sendika üyesi arkadaşlarım var fakat dediğim gibi ben sendika çalışması yürüttüğüm için, arkadaşları evime toplantıya buyur ettiğim için işten atıldım. Geleceğim deyip te gelmeyen bir arkadaşım tarafından ispiyon edildim. Bu yüzden ilk önce beni koydu kapıya. İşverenin insan kaynakları ile görüştüm ve onlara beni performans düşüklüğü nedeniyle değil sendika faaliyeti yürüttüğüm için işten attıklarını ve bunları kabul etmediğimi söyledim. Bu zamana kadar hata yapmıyordum da şimdi mi hata yapar oldum dedim. Bana kendilerinin söylediği bir işi olduğu gibi yapmış olmama rağmen bana bunu yanlış yaptın dediler. Ben de kendilerinin bana böyle yap dediklerini söyleyince, bir üstüne cevap verdin, karşı geldin diyerek bana ihtar tuttu. Şu anda yasal süreç devam ediyor. Sendikanın avukatına vekalet verdim. İşe iade davası açıldı. Bölge Çalışma Müdürlüğüne bildirdik.
Basından takip ettiğimiz kadarıyla patron direnişten vazgeçirmek için sana değişik vaatlerde bulunmuş. Bunları biraz anlatır mısın?
Başta beni beş kuruşsuz kapıya koydu. Ben de aynı akşam sendikamı aradım. Sendika temsilcileri ile ertesi gün fabrikanın kapısında buluştuk. Sendikacılar Emine ablayı işten çıkarmışlar, sebep ne, görüşebilir miyiz acaba diye sordular kapıdaki güvenlikçilere. Ondan sonra içeri haber gitti ve beni içeri çağırdılar. Hala bana insan kaynaklarından sorumlu kişi hata yaptığıma dair tutulan tutanağı bana imzalattırmaya çalıştı. Ben de hayır dedim. Bana çalışmak için iş veriyor musun, hak veriyor musun dedim. Yok dediler. Benim 8 senem duruyor. Haziran maaşım duruyor, 144 saatlik mesai duruyor. İki senelik izinim duruyor. Hiç birini vermedi bana. Daha sonra burada iki gün bekledikten sonra o günün akşamı ‘haydi gelin anlaşalım’ diye telefon üzerine telefon geldi. Eşim kızım ve ben üçümüz geldik. Bana 8 senelik tazminatımı veriyor. Artı sen söyle dedi. Pazarlık ediyor benimle. Artı sen söyle diye. Ben de onlara ‘bana bugün yaptığınızı yarın onlara da yapacaksınız. Ben içerideki arkadaşlarımı ve sendikamı satamam dedim. Bu parayı kabul etmiyorum dedim. Ben çalışmak istiyorum dedim ve çıktım. Benim talebim sendikalı olarak işime geri dönmek ve çalışmak.
Direnen tek kişi olarak ve üstelik bir kadın işçi olarak ne gibi zorluklar yaşıyorsun?
Aslında hem ailemin hem de komşularımın ve çevremin tam desteğini alıyorum. Direnişte olduğum bu fabrikanın önünde de devletin kolluk güçleri dışında buradan kalk git vs. diye kimse bir şey söylemedi. Bu işi bilen duyarlı olan herkes beni destekleyerek arkamda olduklarını söylüyorlar. Şu anda 51 gündür kötü bir olayla karşılaşmadım.
Bu direnişinin başarı şansı nedir sence? Sendikalı olarak tekrar işine dönebileceğini düşünüyor musun?
Ben umutluyum. Döneceğim diye bekliyorum. Fakat dönemesem de en azından içerideki arkadaşlarım ve dışarıdaki duyarlı insanlar haklı olduğumu bilsin. Örneğin benim bu direnişim sayesinde içeride bir çok şey değişti. Mesela içeride yemek biraz düzelmiş. Ya da kesimhanede çalışanların maaşları bizden daha yüksekti fakat bu bordrolarında asgari ücret olarak geçiyordu. Bankaya asgari ücret yatıyordu. Diğeri elden veriliyordu. Şimdi net gösteriliyormuş. Bazı şeyler benim sayemde düzeliyor yani. İçerideki arkadaşlarımın şunu düşünmeleri lazım: Yani bu durumda bile bir sürü şey değişebiliyorsa ileride sendikalı olarak çalıştığımızda çok daha büyük faydalarının olacağını görmeleri lazım.
Bu işyerinde şimdiye kadar bir sendikalaşma girişimi ya da direniş oldu mu? Yoksa bu bir ilk olarak seninle mi başladı?
Bu kadar açık bir şekilde ilk defa benimle ortaya çıktı. Daha önce de girişimler oluyordu. Üç beş arkadaş biraraya gelince hemen ispiyonlanıyordu. Patron yalakası maalesef çok. Ve bu insanlar tespit edilip her seferinde kapının önüne konuldular. Fakat kimse gelip te benim gibi şu cesareti gösteremedi. Duramadılar.
Sendikanın sana desteği nasıl? Düzce’de şu anda direnişte olan diğer işçi arkadaşlarla ilişkin nasıl?
Sendikamız maddi, manevi her şekilde bizim yanımızda. Bizi destekliyor. Düzce’deki arkadaşlarımızla da diyalog içindeyiz. Ben onları ziyarete gittim. Onlar beni ziyarete geldiler. Ve ileriki günlerde birlikte çeşitli etkinlikler yapmayı planlıyoruz.
10. Bir kadın direnişçi olarak kadın işçilere söylemek istediğin bir şey var mı?
Öncelikle işçi olarak kendi haklarını öğrenmekten başlamaları gerektiğini düşünüyorum. Bu çok önemli. Sendikanın ne demek olduğunu öğrenmeli ve sendikalı olmak için mücadele yürütmeleri gerektiğini söyleyebilirim. Öbür türlü köle gibi çalışıyoruz. Esir kampı gibi. Evi otel olarak kullanıyoruz nerdeyse. Vücudun dinlenmeden tekrar işe geliyorsun. Ben de ha bugün düzelir ha yarın düzelir, yok eve yakın diye diye çektim. İlk dokuz ay sigortamı bile yapmadılar. Sigortacılar gelince bizi kışın ortasında buz gibi çatılara kilitliyorlardı. Ya da arka kapıdan sürü gibi dışarı atıyorlardı. İşçilerin bunları yaşamamaları için mücadele etmeleri gerektiğini düşünüyorum.
22 Ağustos 2008
