Tuzla Tersaneleri ölüm kusmaya
devam ediyor

11 Ağustos’ta Tuzla Tersanelerinde bir iş cinayeti sonucu üç işçi daha hayatını kaybetti. Bu kez düşerek, yanarak ya da elektriğe çarpılarak değil, kobay olarak kullanıldıkları için can verdiler! GİSAN tersanesinde bir tankerin kurtarma filikası test edilirken kum torbası yerine 16 işçinin kullanılarak denize bırakılması ve bu esnada filikanın sert bir şekilde denize çakılması sonucu Emrah Varol (19), Ramazan Ergün (25) ve Ramazan Çetinkaya (36) adlı üç işçi boğularak ve ezilerek yaşamını yitirdi. Onüç işçi ise çeşitli şekillerde yaralanarak ölümden döndü. Kum torbaları ile insansız yapılması gereken bu testin taşeron işçiler kullanılarak yapılmış olması, işçilerin patronların gözünde bir kum torbası kadar değerinin olmadığını bir kez daha ortaya koydu.
Gözlerini aşırı kar hırsı bürümüş tersane patronlarının işledikleri bu katliamları durdurmanın tek gerçek yolu tersane işçilerinin birliğinden ve örgütlülüğünden geçiyor. Yaklaşık 40 bin işçinin çalıştırıldığı tersanelerde ne yazık ki işçilerin birliği ve örgütlülüğü oldukça zayıf.

13 Ağustos’ta Limter İş Sendikasının çağrısıyla sabah 7.30’da ‘Sorumluların yargılanması ve Çalışma Bakanı’nın istifası’ talebiyle bir basın açıklaması düzenlendi. Açıklamaya katılım oldukça düşük kaldı. Katılanların çoğunluğunu ise destek amacıyla gelmiş olan çeşitli kitle örgütleri, dernekler, partiler ve direnişte bulunan Ambarlı liman işçileri oluşturuyordu.
Bizler YDİ Çağrı gazetesi olarak eyleme, direnişe geçtikleri günden itibaren düzenli olarak ziyaret ettiğimiz Ambarlı Liman işçileri ile birlikte katıldık. Sabahın erken saatlerinde işçilerin bulunduğu mekanın önünde buluşarak bir otobüs ile Tuzla tersanelerine doğru yola çıktık. Ellerinde çeşitli dövizler ve dillerinde işçilerin birliğini ve dayanışmasını vurgulayan sloganlarla tersaneye giren liman işçilerine biz de eşlik ettik.

Liman işçilerinin coşkuyla karşılanmasının ardından eyleme katılan kurumlar tek tek belirtilerek dayanışma için teşekkür edildi. Devrimci dergi çevrelerinin, partilerin ve sendikaların yanısıra eyleme KESK Başkanı Sami Evren, milletvekili Sebahat Tuncel de katılarak destek verdiler.
Limter İş Sendikası Başkanı Cem Dinç yaptığı basın açıklamasında hayvanların bile denek olarak kullanılmasının lanetlendiği 21. yüzyılda işçilerin kobay olarak kullanılmasını eleştirdi, her ölüm sonrası Çalışma Bakanı ve yetkililerin yaptıkları açıklamaların lafta kaldığını belirterek Çalışma Bakanını istifaya çağırdı. Tersanelerle çalışmanın adeta kangrene dönüştüğü, gemi inşa sanayini dünyada 5. sıraya çıkaran işçilere ölümün reva görüldüğü dile getirildi. Bu vahşetin GİSAN tersaneleri ile sınırlı olmadığı, bu zamana kadar binlerce işçinin iş cinayetlerine kurban gittiği belirtildi.
Tersane girişlerine ve yan duvarlara, üzerinde koca koca puntolarla “Önce Güvenlik” yazısının bulunduğu levhaların asılmış olmasına dikkat çekildi. Tersane patronlarının bu pervasızlığı devlet yetkililerinden ve öncelikle de işçilerin örgütsüzlüğünden aldıkları vurgulandı.
Hükümetin de tersane patronları kadar bu cinayetlerden sorumlu olduğu belirtilen açıklamada, çözümün tersanelerin kapatılmasında ve işçilerin her türlü haktan yoksun bir şekilde kapının önüne konmasında olmadığı belirtildi. Tersanenin kapatıldığı koşullarda ise işçilerin de cezalandırılması değil ücretli izine tabi olmaları istendi. “Çözüm 27-28 Şubat ve 16 Haziran grev gerekçemiz olan ve meclis araştırma komisyonunun raporuna yansıyan taleplerimizin bir an önce çalışma yaşamına uygulanmasıdır” denildi. Acil olarak DİSK, Limter İş, TTB, DTO, GİSBİR, TMMOB, akademisyenlerin ve Çalışma Bakanlığının da içinde yer aldığı, yaptırım yetkisi olan bir Çalıştay’ın kurulması ve taleplerin ortak imzalı bir deklarasyonla açıklanması talep edildi.
Basın açıklamasının ardından Sami Evren ve Sebahat Tuncel de işçilerin kobay oyarak kullanılmasını ve ölümlerine sebebiyet verilmesini teşhir ederek, sorumluların üzerine düşeni yapmalarını istediler. Eylem polisin tacizlerine rağmen olaysız gerçekleşti. Konuşmalar sırasında sık sık atılan sloganlarla, Çalışma Bakanı istifaya çağrılırken işçilerin birliğinin vurgulandığı sloganlar öne çıktı.
Liman işçilerinin tersane işçilerini destekleyen bir pankartla eyleme katılırken işçi temsilcilerinden bir arkadaş ta kısaca direnişin geldiği noktayı aktararak işçilerin taleplerinin her yerde aynı olduğunu ve kazanmanın yolunun birlikte mücadeleden geçtiğini vurguladı.
Türk İş’e bağlı Liman İş’te örgütlü olan Ambarlı liman işçilerinin, DİSK’e bağlı Limter İş’te örgütlü olan işçilerle dayanışmada bulunması örnek alınması gereken güzel bir yaklaşımdı.
Görev işçilerin kendi aralarındaki dayanışmayı ve birliği daha da geliştirmektir.
İşçi katliamına son!
Yaşasın sınıf dayanışması!
İşçilerin birliği sermayeyi yenecek!
14 Ağustos 2008



